İktisat Fakültesi Mezunu Ne İş Yapar

1. GİRİŞ

iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Ticaret uluslararası çapta sınırları çizilmiş hakim unsurların ortaya çıktığı tarihten beri girişilen bir ekonomik ilişki olarak karşımıza çıkmaktadır. İhtiyaçların çokluğu ve çeşitliliği, yeteneklerin farklılığı, insanların birbirleriyle mübadele ilişkisi kurmasına yol açmıştır. Tamamen aynı mantıkla, ülkeler de birbirleriyle ticaret yaparlar. Bunun iki temel sebebi vardır; biri yokluk, diğeri nisbi fiyat farklılığıdır.

 

Ülkeler ürettikleri yahut girdi olarak kullandıkları mal ve ürünlerin tamamını kendileri üretmez. Bunun yanında kendilerinin de fazla ürettikleri mal ve girdiler vardır. Uluslararası ticaret yoluyla bu mal ve girdileri mübadele ederek, ellerindeki kıymetli malların gerçek değerini bulmasına, bir başka deyişle ucuz kaynakların iktisadi olarak daha verimli hale gelmesine imkan tanırlar. Boru hatlarıyla doğalgazın başka ülkelere taşınması ve karşılığında da o ülkelerden ihtiyaç duyulan malların alınması, aynı şekilde petrol üreten Ortadoğu ülkelerinin petrollerini satarak ihtiyaç duydukları diğer malları ithal etmeleri ve ihtiyaçlarını gidermeleri hep ticaret yoluyla olmaktadır. Otarşi dediğimiz, kendi kendine yeterlilik, ekonomik sınırlar içine çekilme, mümkün olmadığı gibi yararlı da değildir. Mübadele herkesin olduğu gibi, her ülkenin de yararınadır.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Uluslararası ticaret gerekli kılan bir başka husus da iç fiyatlarla dış fiyatlar arasındaki farklılıktır. A malının X ülkesindeki nisbi fiyatı Y ülkesindeki fiyatından önemli ölçüde (ulaştırma masraflarından daha büyük bir farklılık) farklı ise, ucuz üreten ülke her iki piyasaya hakim olacak; bir başka deyişle A malını pahalı üreten ülke, ucuza üreten ülkeden o malı ithal edecektir. Hem ülke içinde, hem de ülkeler arasında kaynak dağılımını olduğu kadar, gelir dağılımını da büyük ölçüde etkileyen durum, ancak ticarete imkan verirse ortaya çıkar. Ticaretle birlikte her ülke ucuza ürettiği malın üretiminde uzmanlaşarak kaynak israfının önüne geçmiş olur.

 

Fiyat farklılıkları büyük ölçüde, üretim maliyetlerindeki farklılıklardan ortaya çıkar. Bunun yanında talep yapılarının farklı olması da fiyatların farklı olmasına yol açabilir. Üretim maliyetlerinin farklılığı; kullanılan kaynakların bolluğundan veya kıtlığından etkilenebileceği gibi, teknolojik düzeyden ve emek maliyetlerinden de etkilenebilir. Ortadoğu’nun petrol ve doğalgaz bakımından zengin ülkelerinin bu ürünleri çok ucuza ve bol miktarda ürettiği malumdur. Aynı şekilde Türkiye’de de tekstil ürünleri nispeten bu ülkelere nazaran ucuza üretilmektedir. Japonya’da elektronik eşya çok ileri teknoloji ile ve kitle halinde üretildiği için ucuz, Türkiye’de ise nispeten pahalıdır. Buna mukabil, tarım ürünleri tarım ürünleri doğal kaynaklarının bol olması yüzünden Türkiye’de ucuz, Japonya’da bu kaynakların kıtlığı yüzünden çok pahalıdır. Bazı ülkelerde emek maliyetleri düşük olduğu için emek yoğun üretim yapılan malların fiyatları düşük, sermaye yoğun üretim yapılan malların fiyatı ise yüksektir. Özetleyecek olursak, ticaret ülke içinde olduğu gibi ülkeler arasında da kaçınılmazdır. Ticaret yoluyla, ülkeler kendilerine ihtiyaç fazlası ucuz mal ve hammaddeyi ihraç ederek, kıtlığını çektikleri mal ve hammaddeleri ithal etmektedirler. Bu da ticarete giren ülkelerin refahının artmasına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu aynı zamanda bütün dünyada aynı mal ve hizmetlerin aynı fiyatının olması, kaynak dağılımının etkinliği ve gelir dağılımının adaleti bakımından da iktisadi olarak en makul yoldur.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

. Korumacılık gelişme ve rekabet gücü kazanma açısından bugün de revaçtadır. O halde korumacılık nedir ve hangi araçlarla yapılmaktadır? Korumacılık, bir deyişle, bir ülkenin genelde ekonomisini, özelde ise sanayiini geliştirmek, iç pazarı yerli sanayinin pazarı haline getirmek veya halkın sağlığını ve kamu düzenini korumak amacıyla yabancı ülke mallarına ülkeye girişte çeşitli zorluklar çıkarmasıdır. Yani koruma, iç pazarı yerli mallara ve ürünlere tahsis etmektir; böylece, sadece kurulmuş bulunan sanayilerin hazır bir pazara kavuşmaları mümkün olmakla kalmaz, fakat aynı zamanda yeni sanayilerin kurulmasına ve geliştirilmesine de imkan ve fırsat yaratılmış olur. Ancak korumacılığa sadece iktisadi amaçlarla değil halk sağlığını ve kamu düzenini, hatta genel ahlakı korumak gibi amaçlarla da başvurulabilir.

 

Koruma iki ana koldan yapılabilir, bunlardan biri tarifelerdir. Tarifeler, mallar ülke sınırları içine girerken ya değer üzerinden yahut da spesifik olarak, malın sınırdaki fiyatını artırmaya yönelik oransal bir tahsilat olarak karşımıza çıkar. Mesela Avrupa’dan ithal edilen bir otomobilin ithal fiyatının belli bir yüzdesi veya otomobil başına bir miktar gümrük vergisi tahsil edilmesi tarifeye örnek olarak verilebilir. Gümrük vergileri değişik şekillerde uygulanmaktadır. Mesela artan oranlı tarifeler, sabit oranlı tarifeler, tarife kotaları vs. bu kategoride sayılabilir. Artan oranlı tarifeler, malın ithalatı arttıkça uygulanan oranların da artırılmasıdır. Mesela 100 adet otomobil ithalatına %50, 200 adet ithalata %75 gibi. Sabit oranlı tarifelerde ise ithalat ne kadar olursa olsun değişmez. Diğer bir koruma aracı miktar tahditleridir. Gümrük tarifelerinin aksine miktar tahditleri, ithalatı belli bir miktarla tahdit etmektir. Mesela Türkiye’nin Almanya’dan ithal edeceği otomobil adedini 200 ile sınırlandırmak gibi. Bir diğer koruma yöntemi ise ithalatın tamamen yasaklanmasıdır. İthalatın yasaklanması, tarifelerin çok yüksek konması sebebiyle, yasaklayıcı tarifelerle olabileceği gibi malın ülkeye girmesinin yasaklanması şeklinde de olabilir. O takdirde piyasanın tamamı yerli üreticiye kalır. Aslında koruma bakımından çok etkin olmasına rağmen, yerli sanayii tamamen rakipsiz bırakmanın ortaya koyacağı sakıncaların maliyetini de hesaba katmak gerekir. İç piyasayı kendine mal edinmiş olan yerli sanayici yenilik arkasında koşmak istemez. S­onuçta ise hantal bir sanayici ortaya çıkar. Dolayısıyla korumacılık, gelecekte ekonomiye maliyet yüklemeyen bir korumacılık şeklinde uygulanmalıdır. Zira korumada amaç; sadece yerli malı üretmek değil, ucuz, düşük maliyetli, rekabet edebilecek ve teknolojiyi üretebilecek bir sanayinin gelişmesine imkan da hazırlamaktadır. Bu amaca hizmet etmeyen bir koruma politikası sonunda oluşturulmuş sanayi, ekonominin potansiyel maliyeti haline gelmekten kurtulamaz. Güney Amerika ve Türkiye bunun değişik örnekleriyle doludur. Koruma araçları arasındaki temel bir farkta şudur; tarifeler piyasa ve fiyat sistemini ortadan kaldırmadığı halde; kotalar,yani miktar olarak ithalatı sınırlandırmak, piyasa ve fiyat sisteminin gelişmesini yok eder. Bunun sebebi şudur, tarifeler ne kadar yüksek olursa olsun, diğer ülkeler ihracat teşvik ve sübvansiyonlarıyla ülke pazarına girebilme imkanına sahiptirler. Ülkeler çeşitli teşvik politikalarıyla ihracatlarının fiyatını düşürerek başka pazarlara nüfuz etmeye çalışırlar. Ülkedeki tüketicilerin yabancı mal ve hizmetlere talebi de şiddetli olabilir. Bu durumda iç pazarı korumak için kotalar ve ithalat yasakları ithalatı durdurmak bakımından kesin çözümdür. Böyle durumlarda ise bir başka yoldan piyasaya girilir. O yol ise kaçakçılık yoludur. 1980 öncesi Türkiye’sinde bu durum yaygın olarak görülüyordu. Bütün bunlar sonrasında şunu belirtmeliyim ki, ithalatı kısmak tek başına ne ödemeler dengesini sağlamak, ne iç pazarı korumak, ne de kalkınmak bakımından kesin çözümdür. yani madalyonun öteki yüzüne; ihracata da bakmak gerekir.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

İhracatın teşvikine esasen ülke içinde üretimin teşviki ile başlamak gerekir. Eğer içerde üretim teşvik edilmez ve uluslararası rekabete hazırlanmazsa kalkınma sürecinde fazla yol katedilemez. O halde ihracat nasıl teşvik edilecektir? İhracat teşviklerinin tamamına ihracat sübvansiyonları dememiz mümkündür. İster ihracatın yapılacağı safhada, isterse ihraç malları sanayilerine üretim safhasında verilmiş olsun, ihracat sübvansiyonları yerli üretime yabancı üretimin karşısında maliyet ve fiyat avantajı sağlayarak dış pazarlarda pay kapma imkanı verir. Ülkeye giren dövizin maliyetini artırsa da, ülkenin döviz darlığını gidermesi bakımından bu maliyete kısa dönemde katlanmak kaçınılmaz olabilir. Ancak teşvik sadece mali olursa, böyle bir teşvik ileride ekonomiye yük olmaya başlar ve gelir dağılımını bozar.

 

Gelişmeler korumacılığın çehresinde de değişmelere yol açmıştır. Ülkeler eski korumacılık aleti olarak kullanılmakta olan tarifeleri aşağıya çekmek ve bazen sıfırlamakla birlikte bunun yerini alabilecek aletlere genişçe yer vermeye başlamışlardır. Buna ‘yeni korumacılık’ denmektedir. Bu yeni korumacılığın aletleri gönüllü ihracat kısıtlamaları, düzenli piyasa araştırmaları, mal anlaşmaları, antidamping anlaşmaları ve kur politikasının ticaret politikasının yönlendirilmesi açısından önemli bir politika aracı olarak kullanılmasıdır. Yine bu meyanda daha çok geleneksel olarak planlı sosyalist ekonomilerin uygulamakta oldukları, şimdi ise bütün ülkelerin uygulamaya çalıştığı bağlı ticaret (counter trade) muameleleri; ticaretle ortaya çıkan dengesizlikler sebebiyle kapitalist ülkeler arasında takas, kliring, karşı satın alma, geri satın alma, ofset ve ödeme anlaşmaları gibi anlaşmalardır. Tabiatı icabı bu şekilde yapılan ticaret daha ziyade ticarette dengeleri korumaya yönelmiştir ve ödenecek dövizi mümkün olduğunca en aza indirmeye çalışmak temel amaçtır. Kur politikasının koruma ve teşvik aracı olarak kullanılmaya başlanması çok eski değildir. Çünkü hem altın standardında, hem de altın döviz standardında, ticaretteki gelişmeler ülkelerin kalkınma hızlarının ve ticaret politikalarının etkisi altındaydı. Bugün de paralarını dalgalanmaya bırakmamış ülkelerin ticaretleri bu şekilde yapılmaktadır. 1971’de, 1944’te kurulan sabit döviz kuru sistemi yıkıldıktan soldular. Çünkü ticareti yapılan malların fiyatı, dövizler milli para lehine yahut aleyhine sahip olmak üzere değerlense veya değerini kaybetse, bundan etkilenir.. Kuruluşundan bu yana, Birleşmiş Milletler, bünyesinde gelişme, ekonomi, ve çevre konularında uluslararası düzeyde faaliyet gösteren yeni örgütlenmeler gerçekleştirmiştir.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Varolan doğal kaynaklardan elde edilen hammaddeler (petrol, maden cevherleri, tuz, kauçuk, çay, kahve, baharatlar gibi) üretildikleri ülkelere sağladıkları rekabet üstünlükleri nedeniyle, tarih boyunca stratejik özellik taşımışlardır. Bu tür doğal hammaddelere olan talebin sürekliliği, savaşlara varan düzeylerde, uluslar arası sürtüşmeler yaratmaktadır. Bu tür uluslararası sorunlar, doğal hammadde kaynaklarına sahip olmayan ülkeler tarafından yaratılmasının yanısıra, daha güçlü rakip ülkelerin pazar kaybetme kuşkularından da kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca savaşla sonuçlanan sorunların kökeninde, nedeni milliyetçilik/ideoloji veya din farklılığı olarak görülse de, kavimler ve ulusların birbirlerine karşı ekonomik üstünlük kazanma çabası yatmıştır.

 

 

Uluslararası ilişkilerde ekonomik işbirliği içinde olan ülkelerde dahi olmak üzere, hiçbir ülkenin diğer ülkelerin kendinden daha fazla gelişmesini arzu etmemesi doğal karşılanmalıdır. Karşılıklı ekonomik ve diplomatik ilişkilerde kısa ve uzun vadeli ödünler verilir ve alınır.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

2. Uluslararası Ticaret Politikası

 

2.1. Uluslararası Ticaret Politikasının Tanımı ve Kapsamı

Uluslararası iktisat politikası dış ekonomik ilişkilerinde takip ettiği usul ve standartların tamamına verilen addır. Ancak o da kendi içinde dış ticaret politikası, dış yatırım politikası, ödemeler dengesi politikası, dış yardım politikası vs olmak üzere gruplandırılabilir. Ancak bu bölünme içinde yer alan hususların tamamı dış ekonomik ilişkileri ilgilendirdiğinden  ve hepsi ödemeler bilançosu açısından sonuç doğurduğundan, ödemeler bilançosuyla ilgili politikalar uluslararası iktisat politikası olarak karşımıza çıkar. Bu kadarla da kalmaz, makro planda takip ettiğimiz para politikası, maliye politikası, gelirler politikası, büyüme ve kalkınma politikaları dış ekonomik sonuç doğurmaları dolayısıyla uluslararası iktisat politikası içinde mütala olabilirler. Entegre bir dünyanın üyesi olmak, üyeliğin doğal sonucu olarak alanın içine çekilmenin kendiliğinden doğurduğu sonuçları bir yana bırakırsak, hükümetlerin bu gidişi ülke lehine düzenlemek, uyarlamak ve yön vermek amacıyla takip ettiği bütün politikalar, uluslararası iktisat politikasını oluşturmaktadır.

 

2.2 Uluslararası Ticaret Politikasının Amaçları

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Uluslararası iktisat politikasının amaçlarından biri ülkenin uluslararası refah mukayeselerinde bulunduğu yeri ve dereceyi yükseltmektir. Ülke insanının hayat standardının yükseltilmesi, büyüme ve kalkınma politikalarının dış ekonomik ilişkiler bakımından da düzenlenmesini gerekli kılar. Ülke refahının artırılmasını hedeflemek tek başına yeterli değildir, refahın sağlıklı ve kaliteli artırılması da bu amaçlar arasında bulunmalıdır. Mesela dışa açılmak dış kaynakların büyüme araçlarına katılmasıdır, ancak bu açılmanın gözlenebilir ve izlenebilir olması zorunludur.

İkinci amaç dış ekonomik ilişkilere zaman zaman sebep olan dengesizlikleri gidermektir. Dış ticaret açıklarını veya cari işlem açıklarını gidermeye yönelik politikalar böyledir. Bunları artırmak mümkündür.

Üçüncü bir amaç, ülke sanayiini korumak ve onun güçlenmesine ve uluslararası alanda rekabet etme imkanına kavuşmasını sağlamaktır. Bu politikanın bir uzantısı ülke insanının geçimlik şartlarını göz önünde bulundurarak iç piyasada kıtlıkların önüne geçmektir.

sanayiin korunması ve güçlendirilmesi noktasında takip edilen bir politika da aktif destek politikasıdır. Sanayiin dış rekabete karşı korunması kadar dışarıda rekabet imkanına kavuşması için ona destek verilmesi de önemlidir. Bilgi, araştırma, ulaştırma ve fiyat destekleri bunlardan sayılabilir.

Dördüncüsü döviz açık ve fazlalarına yönelik politikalardır. Ancak bu politikaların yukarıda sözünü ettiğim amaçlara hizmet etmeleri de beklenir. Dolayısıyla döviz kuru politikası, tarife politikası, sübvansiyon politikası bütün amaçlar bakımından anlamlı sonuçlar doğurabilir.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

Beşincisi tam istihdamın sağlanmasıdır. Kaynaklarını tam kullanamamış bir ekonominin hızlı kalkınması mümkün değildir. Dış ticaret politikalarıyla işsizliğin önüne geçilebileceği gibi (ithalatı önleyici, ihracatı teşvik edici politikalar), onun daha da artmasına sebebiyet verebilir. İthalatın serbestleştirilmesiyle aynı hızda ihracat arttırılamıyorsa, işsizlik artar. Tam istihdam politikası gelirin sınıfsal dağılımını da etkiler.

Altıncısı fiyat istikrarı amacıyla da uluslararası iktisat politikaları devreye sokulabilir. Bazı sektörlerde hızlı fiyat artışlarının yaşanması, koruma politikalarının gevşetilmesini ve ithalatın teşvikini gerektirebilir. Ancak böyle durumlarda aslolan arzın harekete geçirilmesidir. Arzın harekete geçirilmesi ülke istihdamına da katkıda bulunur. Dolayısıyla fiyat istikrarını sağlamak için ithalatın serbestleştirilmesi geçici bir politika olmalıdır.

Yedinci amaç dış politikayı yönlendirmektir. Uluslararası ticaret politikası bir anlamda başka ülkelerin ve ülkemizin taleplerini yönetme politikasıdır. Dış politika bütünüyle uluslararası iktisat politikası araçlarıyla yapılmaz. Ancak takip edilen dış politikaya uluslararası iktisadi imkanlarla destek verilebilir. Ambargo bunlardandır.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Uluslararası iktisat politikaları çok ve çeşitli amaçlarla yapılabilir. Bu politikaların bir kısmı ile harcamaların seviyesi etkilenir, bir kısmıyla da harcamalar yerli ve yabancı mal ve hizmetlere kaydırılır.

 

2.3. Uluslararası Ticaret Politikasının Araçları

 

2.3.1. Dolaylı Politika Araçları

 

Bunların başında para ve maliye politikası gelir. Para politikası, para arzının daralması veya genişletilmesi yoluyla yapılan politikadır. Bu politika ile talep genişletilebilir veya daraltılabilir. Para arzını artışı talebin artmasını, azalması veya daraltılması ise toplam talebin daralması sonucunu doğurur. Talep genişlemesi ithalata talebi arttırdığından, ticaret ve ödemeler bilançosunu etkiler. Talep daralması ise fiyatları baskı altında tutar, ithalatın daralması ve ihracatın genişlemesine katkıda bulunur.

 

Para politikası faiz hadlerini ve bu yolla sermaye hareketlerini de etkiler. Sıkı para politikası faiz hadlerini yükseltir, iç faiz haddi dış faiz haddinin üzerine çıktığında ise ülkeye kısa vadeli sermaye girişi olur (sıcak para). Geniş para politikası faiz hadlerini düşürdüğü için dışarıya sermaye akımı olur. Ödemeler bilançosu bozulur.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Maliye politikası ise kamu harcamalarının ve vergilerin artırılması veya azaltılması şeklinde yapılan politikadır. Bu politikanın genişletici olması ödemeler dengesi bakımından zararlı, daraltıcı olması ise olumlu sonuçlar doğurur. Mesela kamu harcamalarının artırılması çoğalan yoluyla gelirin artmasını, bu da ithalata talebin artmasını sağlar.

 

 

2.3.2 Doğrudan Politika Araçları

 

2.3.2.1 İthalatla  İlgili Politikalar

 

Bu araçların başında gümrük tarifeleri gelir. Ülkeye girişte yabancı mallar üzerinde Ad volarem (değere göre) veya spesifik (miktara göre) alınan vergilere gümrük vergileri veya gümrük tarifeleri denir. Giriş fiyatını doğrudan etkiledikleri için ithalatın kısılmasını veya arttırılmasını mümkün kılarlar.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Tarife Dışı Araçlar;

 

* Kotalar: Tarifelerin başarılı olmadığı durumlarda veya hemen sonuç almak için ithalatı miktar olarak sınırlandırmaktır.

 

* İthalat Yasakları: İthalatın tümüyle yasaklanmasıdır. İthalatın ekonomik amaçlı yasaklanması söz konusu olabileceği gibi, kamu sağlığı ve güvenliği vb. amaçlarla da bu yasaklar konulabilir.

 

* İthalata tahsis edilen dövizin sınırlandırılması yoluyla da ithalat kısıtlanabilir.

 

Tarife Benzeri Araçlar; Bunlar fiyatı etkileyebildikleri için koruyucu olabilmektedirler.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

* İthalat teminatları, yeni ithalatçı firmaların, Merkez Bankasına ithalat harcamasının belli bir oranını teminat olarak önceden yatırmaları gerektiğinden bu oranın artırılması ithalatı kısıtlar, azaltılması ise genişletir.

 

* İthalat sektörüne farklı kur uygulamaları yani korunmak istenen sektör ürünleri için döviz tahsisinde pahalı, ekonomi için lüzumlu girdilere ise  ucuz döviz tahsisi uygulamak bunlardandır.

 

* Mevcut döviz kaynaklarıyla döviz ihtiyaçları arasında denge sağlamak amacıyla kıt döviz kaynaklarını, ekonominin zorunlu ihtiyaçları arasında paylaştırmak da bu politikalar arasındadır.

 

2.3.2.2. İhracatla İlgili Politikalar

 

Günümüz uygulamalarında, ithalat için önleyici tedbirler politika aracı olarak kullanılırken,ihracat söz konusu olunca hakim politika teşvik araçlarıdır. Ancak ihracat vergileri ve ihracat kotaları, ülkede üretilen malların harice satılmasını sınırlandıran politikalar olarak, bugün de yer yer uygulanmaktadır. Teşvik söz konusu olduğunda ise ihracata çeşitli şekillerde destek verilmektedir. Yerli istihdamı korumak veya artırmak söz konusu olduğunda bu politikalar çok önemlidir. Bunlar malın üretiminden satılacağı dış pazara ulaştırılıncaya kadar geçen zamanda çeşitli safhalarda verilen desteklerdir. Bunların dışında vergi iadesi, düşük faizli kredi, bilgi ve pazar araştırması desteği, navlun desteği ve iadesi, kazanılan dövizleri kullanma serbestisi, ihracat sektörlerine ucuz girdi temini gibi üretilen ve ihraç edilen malın fiyatını etkileyen unsurlar gelir.

 

2.4. İhracatın Teşviki

 

Günümüz dünyasının bütün ülkeleri uluslararası pazarlardan pay kapmak amacıyla ihracatı teşvike çalışmaktadırlar. Ancak ihracatı teşvik etmek potansiyel alt yapının o ülkede bulunmasıyla başarıya ulaşabilir. Yani teşvik edilecek ürünlerin o ülkede alt yapıya sahip olması gerekir.

 

İhracatın teşvikinin çeşitli nedenleri olabilir. Bunların başında ödemeler dengesi için döviz girişini artırmak, istihdamın artması ve işsizliğin önlenmesi, uluslararası rekabet, nüfuz alanı oluşturmak gelebilir. İhracata sağlanan teşvikle malın ülke içinde üretiminin artmasını temin, öte yandan o malın ihracat maliyetlerini azaltarak uluslararası pazarlara çıkmasını teşvik etmek mümkün olmaktadır. Ancak ihracata verilen teşvikler, karşılarında ithalat önlemlerini bulmaktadırlar. Bunlar çeşitli şekillerde uygulanmaktadır. İhracata verilen sübvansiyonlara karşı telafi edici vergiler, damping uygulamalarına karşı da anti-damping vergisi tedbirlerine başvurulmaktadır. Ancak eski GATT (Tarife ve Ticaret Genel Anlaşması) ve bugünkü WTO (Dünya Ticaret Örgütü) ticarette uygulanan teşvikleri büyük ölçüde yasaklamaktadır. Fakat, teşvik rakip ülkeye zarar vermiyor veya zarar tehdidinde bulunmuyorsa teşvike herhangi bir muhalefet yoktur. Fakat teşvikten sanayisi zarar gören veya zarar tehdidi altında bulunan ülke, sübvansiyon uygulayan ülke ihracatına karşı, telafi edici vergi uygulayabilir. Dampinglerde yani fiyat düşürerek başka ülke pazarına giren ihracatçıların ürünlerine karşı da anti-damping vergisi uygulanabilir.

 

Sübvansiyon ihracatçı sanayilere destek sağlamaktadır. Bu çeşitli şekillerde olabilir. Fiyat garanti etmek, yani ihracatçıya dünya fiyatlarından malı pazarlamasını mümkün kılacak ve aradaki farkın ihracatçıya nakit olarak ödendiği sistem böyledir. Vergi iadesi, yani üretim safhasında alınan vergilerin ihracatın yapılması halinde üreticiye iadesi de mali destek sayılır. Ucuz girdi kullanımı, düşük faizli kredi, navlun desteği, sigorta maliyetlerine katlanma gibi teşvikler de bu gruptandır.

 

2.5. Ulusal Kaynaklı Tarife Dışı Teknik Engel Konuları

 

Bu olaya ülkeler arası ilişkiler açısından, yani uluslararası boyutta yaklaşacak olursak, karşılıklı anlaşmalar yoluyla yeterince ödün alamamış bir ülke rakip ülke üzerinde ekonomik üstünlük sağlayabilmek veya üstünlüğünü sürdürebilmek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunabilir. Günümüzde, askeri savaş hali dışında, diğer ülkelerin dış gelir kaynaklarını azaltmaya yönelik bu tür girişimler başlıca iki şekilde uygulanabilir:

 

 

a)      Dış Ticaret, özellikle ihracat engelleri yaratmak – GATT/WTO’nun Ticarette Teknik Engeller Anlaşması kapsamı dahilinde olmak kaydıyla, kısıtlı kotalar oluşturmak veya ülkedeki üretim koşulları, denetim ve global bilgi iletişim zayıflılarından kaynaklanan eksiklikleri ihracat ürünlerinin yurt dışında satılamaması için gerekçe olarak kullanmak,

 

b)      Ülke İçi Tüketim ve İhracat Malı Üretimini,dolaylı yollarla,baltalamak veya engellemek – Dış politik ve ideolojik baskılarla veya ülkede mevcut ekonomik sıkıntıları suistimal ederek veya ülkedeki politik istikrarsızlıktan yararlanarak, ülke içi üretim politikalarını dolaylı olarak yönlendirip üretimi engellemek ve ülkeyi ithalata zorlamak.

 

 

2.6. İhracat Engellenmesi Açısından Çevresel Teknik Engel Kaynakları

 

a)      Hammadde, Çevre Dostu Üretim ve Ürünler: Ekolojik ve kültürel varlıklar,

teknolojik kapasite; Hammadde, Üretim ve Kalite; Çevre Kirliliği konularında envanter ve istatistik veri tabanı eksiklikleri. Ülke bazında bu tür eksikliklerin mevcudiyeti, tarife dışı engel gerekçelerinin geçersizliğinin belgelendirilmesini ve dolayısıyla savunulmayı zorlaştırabilir.

b)      Çevre Yönetim Altyapısı: tesisler, bölgesel ve ülke bazında bacagazı emisyon kontrol sistemleri, atıksu arıtma ve atık geri kazanım/bertaraf tesislerinin eksiklikleri. Tesis bazında bacagazı ve atıksu arıtma tesislerinin yetersiz olması veya tüm sanayi kuruluşlarına hizmet veren atıksu arıtma ve atık bertaraf tesislerinin mevcut olamaması, üretim sürecinde çevre kirletildiği gerekçesi ile, üretilen mallar üzerinde olası tarife dışı engel gerekçesi oluşturulabilir.

c)      Uluslararası Taahhütler, Yasal Mevzuat ve Denetim Mekanizması: Uluslararası yasal taahhütlerin yerine getirilmemesi, yasal mevzuat karmaşasının mevcudiyeti, yasal denetim mekanizmasının etkili olarak çalışmaması. Mevcut mevzuatımızda, çevre koruma ile ilgili konularda yapılması gereken denetim ve yaptırım uygulamalarında, ilgili devlet kurumları arasında yetki karmaşası bulunmaktadır. Bu durum, ülkede alınması gerekli çevre koruma önlemlerinin yeterince alınmaması, devletçe yapılmış uluslararası taahhütlerin uygulanamamasına ve dolayısıyla olası dışı engel gerekçesi yaratılmasına yol açabilir.

d)     Veri Denetim ve Akreditasyon Eksiklikleri: Ölçüm ve analiz olanaklarının yetersiz olması ve Milli Akreditasyon Sisteminin kurulmamış olması. Veri tabanı ve envanter eksikliğinin yanısıra, mevcut üretim koşulları ve ürün kalitesinin ölçüm ve analizleri için gerekli, uluslararası olarak tanınan kuruluşların olmaması, üretim sürecinde çevre kirlenmesine karşı yeterli denetimlerin yapılmadığı gerekçesi ile, üretilen mallar üzerinde olası tarife dışı engel gerekçesi oluşturulabilir.

e)  Küresel Bilgi İletişim Eksiklikleri: Geliştirilmekte olan uluslararası anlaşmalar ve

standartlar etkin olarak takip edilmemesi ve gerekli bilgilerin zamanlı olarak

sanayicilere iletilememesi, toplumun etkin şekilde bilgilendirilmemesi.

f)       Aktif Kriz Yönetim Eksikliği: Uluslararası ticaretteki rekabet ortamında pazar

olanakları çok aktif ve değişken özelliğe sahiptir. Özellikle mevsimsel ürünler için  pazarın hızlı olduğu sezonu kaçırmak veya yakalamak sanayiciler için hayati öneme sahiptir.

 

İhracata yönelik tarife dışı engeller, haklı gerekçelere dayalı olabilmenin yanısıra, tutarsız gerekçelerle de gündeme getirilebilmektedir. Gerekçe tutarsız olsa dahi, bir ülke ürünlerine tarife dışı engel uygulama olasılığına karşı, o ülkede etkin bir kriz yönetimi mekanizmasının bulunmaması dış ticarette kayıplar olmasına yol açar.

 

2.7. Üretimin Engellenmesi Açısından Çevresel Teknik Engel Konuları 

 

a)      Doğal Kaynakların İşletilememesi: Toplumun Sürdürülebilir Kalkınma kapsamı içinde bilgilendirilememesi nedeniyle, bireylerin ya çevre ya da sanayi/madencilik ikilemine itilmesi sonucunda öz kaynak hammaddeleri ve maden cevherleri işletilememektedir. Örnekler; İyileştirilebilir Türkiye kömürleri yerine ithal kömürün teşvik edilmesi, katma değeri yüksek demir cevherlerinin işletilmesi yerine ithal mamullerin cazipleştirilmesi, yeni başlamakta olan altın madenciliğinin çevresel gerekçelerle önlenmesi…

b)      Çevre Dostu Olmayan Eski Üretim Teknolojilerinin Transferi: Finans kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle temiz teknolojilerin ülkeye getirilmesindeki zorluklar nedeniyle gelişmiş ülkelerce tavsiye edilmekte olan çok daha ucuza eski teknoloji ve ekipmanların gelişmekte olan ülkelere transfer edilmesi. Bu konu, AB Komisyonu’nca 1997 Aralık ayında Kyoto’da yapılmış olan ‘İklim Değişikliği’ Konferansı için hazırlanan raporda, AB ülkelerinin sera gazları emisyonlarının azaltılmasında etkin bir faktör olacağı vurgulanmaktadır. Eski teknolojilerle yapılan üretimler, tarife dışı engeller için gerekçe yaratabilecek çevre yönetim sorunlarını da arttıracak özellikler taşırlar.

c)      Yeni Çevre Koruma Teknolojilerinin sağlanma Güçlükleri: Yeni çevre koruma teknolojileri uzun süreli ve sistematik AR/GE çalışmaları ve büyük yatırım harcamaları sonucunda ortaya konabilmektedir. Türk sanayii yeni teknolojilerin ülkeye getirilmesindeki finansman zorlukları veya rekabet nedeniyle bu tür temiz teknolojileri temin etmekte zorlanmaktadır. Yeni teknolojilerin gelişmekte olan ülkelerce sağlanabilmesi konusuna, WTO’nun Çevre ve Ticaret Komisyonu’nda üzerinde durulan 10 gündem maddesinden biri olan, ‘Sınai ve Mülki Haklar’ başlığı altında çözüm aranmaktadır.

d)     Ulusal Üretim ve Çevre Politikalarındaki Eksikler: Türkiye’de sanayide büyüme ve yenilenme, ağırlıklı olarak, özel sektör çabaları ile olmaktadır. Sanayi tesislerinin, çevreye duyarlı üretim yapmak üzere, kapasite arttırabilmeleri için gerekli çevre koruma altyapı hizmetlerinin mevcut olmaması üretimi engelleyici bir neden olarak ortaya çıkmaktadır. Çevre kirliliği oluşturma açısından, çevre koruma önlemlerine daha fazla ihtiyacı olan temel hammadde ve ara ürün üreten tesisler için altyapısı mevcut organize sanayi alanlarının yetersiz olması, son ürün üreten tesisleri kapasite artışlarını ithalata sağlamaya yöneltmekte ve milli geliri kaybına yol açmaktadır.

 

 

3. İthalat Yasakları ve Kotalar

 

3.1. Kısmi Denge Analizi

 

Kotalar da tarifeler gibi koruma aracıdır ve tarifelerle birlikte uygulanabildiği gibi kendi başlarına da uygulanabilirler. Bir başka deyişle kotaya tabi mallar tarifeli olarak ithal edilebilir. Bu durumda devlet vergi toplama yetkisini elden bırakmamış olur.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Kota, ithalatı miktar olarak tayin ve sınırlama anlamına gelmektedir. Türkiye’ye ithal edilecek X malı miktarı 100 bin tonla sınırlıdır demek, böyle bir kotadır. Bunun aşılması ithalat yasaklarına girer. Bazı malların ülkeye sokulması yasak da olabilir. Bir zamanlar ülkemizde yabancı sigaralara uygulanan yasak buna örnek teşkil eder. İthali sıfırlana mal, iç arz ve talebin şartları altında üretilir ve tüketilir. Arzı yeterli olmayan, talebi ise arzdan çok yüksek olan malların fiyatları çok yüksektir. İthalata açıldıkça, ihtiyaç duyulan mallar ithalat yoluyla karşılanacağından fiyatı düşer. Bu fiyat ithalatın yasak olduğu zamanki fiyatla dünya fiyatı arasında oluşur.

 

3.2. Tarifeler, Kotalar ve Etkinlik

Gümrük tarifeleri fiyatı ilgilendirdiği ve miktarı sınırlamadığı için ithalatı ve döviz harcamalarını azaltmaları çoğu kere mümkün olmayabilir. Çünkü daha yüksek fiyat ödeyerek o malı almak isteyenler daima vardır. Ancak kotalar böyle değildir. Kotaların ithalatı kısıtlama ve yerli üreticiyi koruma görevi tarifelerden daha etkilidir. Tarifeler yerli üretimi koruma görevini yerine getiremez.

 

 

 

3.3. Koruma Politikasının Ekonomi Politiği

 

Koruma politikaları toplumsal kesimler arasında olduğu kadar, toplumun bütünü açısından da önem arzeder. Ülkeler genellikle zayıf bulundukları sektör veya alt sektörleri koruyarak hem stratejik davranırlar, hem de o kesimlere kaynak aktarırlar. Bu kaynak aktarımı piyasa yoluyla yapılamaktadır. Pek çok ülkede tarım ve sanayi sektörleri büyük koruma altındadır. Bu koruma Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girme sürecinde ve WTO’da oldukça zayıflamıştır. Koruma 1980’e kadar ithalat yasakları, kotalar ve yüksek tarifelerle yapılıyordu. 1980 sonrasın takip edilen dış ticaret politikasında ithalat yasakları ve kotalara gittikçe daha az yer verilmeye başlandı.

 

Biliyoruz ki korunan ürünlerin üreticilerine rant aktarılıyor ve koruma politikaları açık bir şekilde ülke açısından istihdamı ön plana çıkarmaktadır. Çünkü korunan sektörlerde maliyetli olsa da üretimin artması istihdamın artmasını sağlar. İşsizliğin azalması toplumsal gerilimlerin de azalması demektir. Bunun en önemli sonuçlarından birisi gelirin yeniden dağıtımıdır. Ülke içinde bir malı daha pahalı tüketmek, o malı üretenlere rant aktarmak olsa da, marjinal üreticilerin istihdamı artırmaları gelir paylaşımını etkiler. Dışa açılmak ve koruma politikasını gevşetmek, ithal malları tüketmek, işsizliğin artması ve suni fakirleşme demektir. Siyasal açıdan baktığımızda da koruma politikasının toplumsal kesimler dikkate alınmadan yapılması gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olanlarda da seçmen kaynağının kararlarında etkili olmaktadır. Dolayısıyla koruma politikası ülkenin siyasal rejiminin niteliği ile paralellik içerisindedir. Fakat burada ABD’nin otomobil, tekstil, çelik ve şeker sektörünü koruması, Avrupa’nın ve ABD’nin çiftçilerine yüksek kaynak aktarması, Japonya’nın aynı yolu izlemesi sadece ekonomik değil, ekonomi-politik bir tercih olarak ortaya çıkmaktadır.

 

4. Ticaret-Çevre İlişkisi

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

1970’li yıllardan itibaren, çevre kaygılarındaki artışın sonucu olarak ülkelerin çevre standartlarını sıkılaştırma eğilimleri belirdikçe, uluslararası ticarette çevre gerekçeli tarife dışı teknik engellerde artış gözlenmiştir. Bu tür ticaret engellerinin, gelişmiş ülke standartlarının diğer ülkelere empoze edilmesine ve çevre kisvesi altında gizlenmiş korumacılığa dönüştürülmesi sonucunda, çevre-ticaret ilişkileri Uruguay Görüşme Turu’nda tarife dışı engel tartışmalarının ana konusu olmuştur. Çevreci grupların GATT’ın yeterince ‘yeşil’ olmadığını düşünmelerine karşın GATT’ın ana felsefesi uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi olduğuna ve çevre sorunlarının kaynağı ticarette yatmadığına göre, bu sorunların esas olarak ticari önlemlerle çözülmeye çalışması doğru değildir. Benzer bir düşünceden hareketle, komşu ülkeler arasında paylaşılan çevre kirliliği sorunları dışında, firmaların yeni çevre standartlarının uluslararası rekabet güçlerinde ortaya çıkardığı azalmayı dengelemek amacıyla sübvansiyonlar ya da ticarete sınırlamaları getirilmesini istemelerinin savunulabilir bir ekonomik gerekçesi de bulunmamaktadır. her ülke kendi içinde istediği sıklıkta, çevre standartları uygulayabilir; ancak bunların maliyetlerinin ithalata yönelik ticari önlemlerle desteklenmesi serbest dünya ticaretinde sakıncalıdır.

 

4.1. Tarife Dışı Ticaret Engelleri

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Tarife dışı engeller tek taraflı ticaret korumacılığına geri dönmek için çeşitli yollar sağlamaktadır. Bu engeller ürün spesifikasyonlarındaki farklılıklar, kamu sektörünün ayrımcı satın alma politikaları, sınırlayıcı fiyatlandırma veya dağıtım anlaşmaları, patent ve lisans zorlukları ve vergilendirme politikaları gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilmektedir.

 

 

Tarife dışı ticaret engelleri genel olarak aşağıdaki gibi gruplanabilir:

 

a)      Kotalar: Belirli grup mallar için belirli ülkelerden ithal edilecek ürünlerde miktar kısıtlamaları. AB içi ticarette kaldırılmış ise de, zaman zaman AB veya tek tek AB ülkeleri dışarıdan ithal edilen ürünlere kota koymaktadırlar (örneğin, araba ve tekstil ürünlerine).

b)      Maliyet Artırıcı Engeller: Bir ürünün ithal edilmesinin maliyetini artırarak ticaretini güçleştiren engellerdir. Bunlar başlıca üç grup altında toplanır;

Vergilendirme

Gümrük formaliteleri

Yerel yönetmelikler ve normlar

c)      Girişi Sınırlayan Engeller: Bir ülkenin piyasalarına girişi tümüyle ya da önemli ölçüde sınırlayan engellerdir. Genellikle Maliyet artırıcı engellerden daha etkili ticari kısıtlamalar yaratırlar;

Kamunun yerli üreticileri koruması

Lisanslar ve benzer sınırlamalar

Sübvansiyonlar ya da vergi muafiyetleri

Finansal engeller

Döviz denetimleri

Akreditasyon engelleri

Çevre sağlık ve güvenlik standartları

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

4.2. Çevre Koruma Kaynaklı Tarife Dışı Teknik Engeller

 

GATT/WTO’nun Ticarette Teknik Engeller Anlaşması ithal edilecek ürünlere uygulanacak standartların uluslararası nitelikte olması; uluslar arası standartların mevcut olmaması durumunda bu standartların ülkelerce bilimsel dergi ve kanıtlara dayanarak ve gereksiz ticari engel yaratmayacak şekilde hazırlanmasını öngörmektedir. Uluslararası ticarette ithal edilen mal üzerinde rekabet gücü sağlamak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla uygulanan kısıtlamalar, ürün bazında ve standartlarla ilgili teknik gerekçeler kullanılarak yapılmaktadır.

Proje kapsamında uluslararası ticarette uygulanabilecek çevre koruma kaynaklı tarife dışı engel gerekçeleri genelde iki grupta toplanabilir;

 

a)      Ürünlerin insan sağlığına etkisi

b)      Doğal kaynak kullanımı, üretim yönetimi ve ürünlerin ekolojik dengeye etkisi,

 

Bu gerekçeler, teknik olarak, ürünlerin üretim öncesi ve sonrası  geçirdikleri aşağıda maddeleştirdiğim tüm aşamalara uygulanabilir;

 

a)      Üretim girdilerinin çevre dostu olma özellikleri

b)      Üretim sürecindeki çevre koruma duyarlılığı (atık yöntemi)

c)      Ürünün ambalajlanması, depolama ve taşıma süreçlerindeki çevre duyarlılığı

d)     Ürünün tüketim sürecindeki çevre dostu olma özellikleri.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

4.3. Tarife Dışı Teknik Engel Uygulanabilirlik İrdelenmesi

 

GATT’ın istisna oluşturan hükümlerine dayandırılan tarife dışı engellerin uygulanabilmesi için belirli kriterleri sağlayan durumların mevcut olması gerekir. Bu kriterler şunlardır;

 

a)      Teknik olarak tanımlanabilen bir gerekçe (çevre veya insan sağlığına aykırılık)

b)      Gerekçenin kanıtlanabilir olması

c)      Geliştirilmekte olan yeni standartlara aykırılık

d)     Uluslararası politika ve tüketici hareketlerine aykırılık

e)      WTO’nun serbest ticaret kapsamındaki tarife dışı engel tanımlarına uygunluk.

f)       Bu kriterlerden bazısının bilimsel olarak değerlendirilebilir nitelikte olmasına karşılık, özellikle geliştirilmekte olan yeni standartlara aykırılık ve uluslararası politika ve tüketici hareketlerine aykırılık maddeleri soyut kavramlar olup çözüm bulunması politik ve yasal beceri gerektirecek özellikler taşımaktadır.

 

5. Ticaret ve Çevre Konusunda Gelişmekte Olan Eğilimler

 

Uluslararası ticarette rekabet gücü sağlamak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla uygulanan kısıtlamalar, ürün bazında ve standartlarla ilgili teknik gerekçeler kullanılarak yapılmaktadır. Özellikle rekabetin çetin olduğu alanlarda, gelişmiş ülke sanayicilerinin en azından kendi ülkelerine gelecek mallar için kalite, çevre, insan sağlığı konularında araştırma yaparak, rekabet güçlerini arttıracak teknik engel bulma çabaları gün geçtikçe artmaktadır. Hatta bu tür girişimler, özellikle küresel iletişim yoluyla toplumun kalite ve çevre bilincinin artması nedeniyle, birer etkili pazarlama ve reklam aracı olarak da kullanılabilmektedir. Buna en iyi örnek olarak organik çözücülü boyalar yerine su bazlı boyaların geliştirilmesi ve pazarlanması gösterilebilir. Çevre koruma ve insan sağlığı konularında, ürün bazında ele alınan bazı teknik ayrıntıların malların sınırlarötesi ticaretini de kısıtlamak için kullanılması da mümkündür. Malların ülkeler arasındaki serbest dolaşımını kısıtlayan her türlü kural veya uygulama olarak tanımlanan tarife dışı engel örnekleri, Türkiye tarafından, tekstil/konfeksiyon, deri sektörü hatta acı pul biber için son iki yıl içinde yaşanmıştır.

 

5.1. Özel Kuruluşlardan Kaynaklanabilen Ticaret Engelleri

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

Günümüzde çevre bilincinin ulaştığı düzey, tüketicinin satın alma kararı üzerinde etkin bir rol oynamaktadır. Özellikle Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlar, artık çevreyi geçmiştekine kıyasla daha farklı algılamaktadırlar. Bu yeni bilinçli tüketici tipi, ürünün kalite tanımına çevre boyutunu da eklemiş durumdadır. ’Kaliteli mal’ kavramı bu tür tüketici için artık çevrenin kirlenmesine neden olmayan malı kapsamaktadır. Diğer bir yandan, özellikle yine Avrupa ülkelerinde özel araştırma enstitüleri, tüketici birlikleri, yerel tüketici insiyatifleri ve benzeri kuruluşlar tüketicinin satın alma kararını ‘çevreye dost’ ürünlere doğru yönlendirerek tüketici tercihlerini kontrol altına alabilmektedirler. Bahsettiğim bu kuruluşları dört ana grupta toplayabiliriz;

 

 

Sivil toplum örgütleri; WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), Greenpeace, Friends of the Earth (Dünyanın Dostları)

Medya ve tüketici dergileri; Almanya-Stiftung Warentest, Belçika-Aankoop Magazine, Fransa-Que Chosoir?, Hollanda-Green Consumer

 

Özel enstitüler, standartlar, eko etiketler; Almanya’daki Yeşil Nokta (Green DOT) uygulaması

 

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

Firmalar arası sınırlamalar;Bu maddeyi açıklayacak olursak, teknik düzenleme ya da engellerle ilgili belki de en önemli sorun, dünya ekonomisi ve ticaretinin 1980’li yıllardan sonra içine hızla girdiği yeni yapı ve buna bağlı uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Dünya ticareti giderek daha fazla oranda, firmalar bazında gerçekleşmekte, başka bir deyişle merkezi hükümetlerin katkısı giderek azalmaktadır. Kalite,güvenlik,sağlık ve çevre gibi konularda firmalar giderek daha yüksek oranda ‘sınır koyucu‘ olarak davranmaktadırlar.

 

5.2. Uluslararası Kalite, Çevre Yönetim Sistemleri ve Standartlar

 

Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO) İsviçre’nin Cenevre şehrinde 1947 yılında tüm dünyada geçerli standartları hazırlamak ve uluslararası düzeyde uyumu sağlamak amacıyla kurulmuştur. Üyesi olan 97 ülke, aynı zamanda dünya endüstrisinin %95’ini temsil etmektedir (ISO Bulletin 1996). Kuruluşun görevi, mal ve hizmet değişimini kolaylaştırmak, insanların entelektüel, bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanlarda işbirliğini geliştirmektir. ISO 1987 yılında Kalite Standartları Serisi ISO 9000’i yayınlamıştır. 1993 yılında ise uluslararası çevre yönetim standartlarını hazırlamak üzere, 50 farklı ülkenin temsilcilerinden oluşan 207 sayılı teknik komiteyi kurdu. Bu komite tarafından geliştirilen ISO 14000 Çevre Yönetim Standartları, esas olarak ISO 9000 kalite yönetim serisinin dayandığı ilkeleri benimsemektedir. ISO 14000’in hazırlanmasıyla ilgili temeller 3-14 Haziran 1992 tarihinde Rio’da yapılan dünya zirvesinde alınan kararlara ve Rio Sözleşmesinde yer alan 27 prensibe dayanmaktadır.

  iktisat,       iktisat bölümü,       iktisat dersleri,       iktisat bölümü hakkında bilgi,       iktisat fakültesi,       iktisat dersleri,       iktisat ders notları,       iktisat ders programı,       iktisat dersleri aöf,       iktisat dergisi,       iktisat dgs taban puanları,       iktisat ders notları pdf,       iktisat dersleri ,       iktisat dersi,        iktisat fakültesi,       iktisat faktoring,       iktisat fakültesi nedir,       iktisat forum,       iktisat fakültesi marmara,       iktisat fakültesi bölümleri,       iktisat fakültesi mezunu ne iş yapar,       iktisat fakültesi mezunları,       iktisat formülleri,       iktisat fakültesi dersleri,       özel ders,       bitirme tezi,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

1. GİRİŞ

 

Ticaret uluslararası çapta sınırları çizilmiş hakim unsurların ortaya çıktığı tarihten beri girişilen bir ekonomik ilişki olarak karşımıza çıkmaktadır. İhtiyaçların çokluğu ve çeşitliliği, yeteneklerin farklılığı, insanların birbirleriyle mübadele ilişkisi kurmasına yol açmıştır. Tamamen aynı mantıkla, ülkeler de birbirleriyle ticaret yaparlar. Bunun iki temel sebebi vardır; biri yokluk, diğeri nisbi fiyat farklılığıdır.

 

Ülkeler ürettikleri yahut girdi olarak kullandıkları mal ve ürünlerin tamamını kendileri üretmez. Bunun yanında kendilerinin de fazla ürettikleri mal ve girdiler vardır. Uluslararası ticaret yoluyla bu mal ve girdileri mübadele ederek, ellerindeki kıymetli malların gerçek değerini bulmasına, bir başka deyişle ucuz kaynakların iktisadi olarak daha verimli hale gelmesine imkan tanırlar. Boru hatlarıyla doğalgazın başka ülkelere taşınması ve karşılığında da o ülkelerden ihtiyaç duyulan malların alınması, aynı şekilde petrol üreten Ortadoğu ülkelerinin petrollerini satarak ihtiyaç duydukları diğer malları ithal etmeleri ve ihtiyaçlarını gidermeleri hep ticaret yoluyla olmaktadır. Otarşi dediğimiz, kendi kendine yeterlilik, ekonomik sınırlar içine çekilme, mümkün olmadığı gibi yararlı da değildir. Mübadele herkesin olduğu gibi, her ülkenin de yararınadır.

 

Uluslararası ticaret gerekli kılan bir başka husus da iç fiyatlarla dış fiyatlar arasındaki farklılıktır. A malının X ülkesindeki nisbi fiyatı Y ülkesindeki fiyatından önemli ölçüde (ulaştırma masraflarından daha büyük bir farklılık) farklı ise, ucuz üreten ülke her iki piyasaya hakim olacak; bir başka deyişle A malını pahalı üreten ülke, ucuza üreten ülkeden o malı ithal edecektir. Hem ülke içinde, hem de ülkeler arasında kaynak dağılımını olduğu kadar, gelir dağılımını da büyük ölçüde etkileyen durum, ancak ticarete imkan verirse ortaya çıkar. Ticaretle birlikte her ülke ucuza ürettiği malın üretiminde uzmanlaşarak kaynak israfının önüne geçmiş olur.

 

Fiyat farklılıkları büyük ölçüde, üretim maliyetlerindeki farklılıklardan ortaya çıkar. Bunun yanında talep yapılarının farklı olması da fiyatların farklı olmasına yol açabilir. Üretim maliyetlerinin farklılığı; kullanılan kaynakların bolluğundan veya kıtlığından etkilenebileceği gibi, teknolojik düzeyden ve emek maliyetlerinden de etkilenebilir. Ortadoğu’nun petrol ve doğalgaz bakımından zengin ülkelerinin bu ürünleri çok ucuza ve bol miktarda ürettiği malumdur. Aynı şekilde Türkiye’de de tekstil ürünleri nispeten bu ülkelere nazaran ucuza üretilmektedir. Japonya’da elektronik eşya çok ileri teknoloji ile ve kitle halinde üretildiği için ucuz, Türkiye’de ise nispeten pahalıdır. Buna mukabil, tarım ürünleri tarım ürünleri doğal kaynaklarının bol olması yüzünden Türkiye’de ucuz, Japonya’da bu kaynakların kıtlığı yüzünden çok pahalıdır. Bazı ülkelerde emek maliyetleri düşük olduğu için emek yoğun üretim yapılan malların fiyatları düşük, sermaye yoğun üretim yapılan malların fiyatı ise yüksektir. Özetleyecek olursak, ticaret ülke içinde olduğu gibi ülkeler arasında da kaçınılmazdır. Ticaret yoluyla, ülkeler kendilerine ihtiyaç fazlası ucuz mal ve hammaddeyi ihraç ederek, kıtlığını çektikleri mal ve hammaddeleri ithal etmektedirler. Bu da ticarete giren ülkelerin refahının artmasına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bu aynı zamanda bütün dünyada aynı mal ve hizmetlerin aynı fiyatının olması, kaynak dağılımının etkinliği ve gelir dağılımının adaleti bakımından da iktisadi olarak en makul yoldur.

           

 

. Korumacılık gelişme ve rekabet gücü kazanma açısından bugün de revaçtadır. O halde korumacılık nedir ve hangi araçlarla yapılmaktadır? Korumacılık, bir deyişle, bir ülkenin genelde ekonomisini, özelde ise sanayiini geliştirmek, iç pazarı yerli sanayinin pazarı haline getirmek veya halkın sağlığını ve kamu düzenini korumak amacıyla yabancı ülke mallarına ülkeye girişte çeşitli zorluklar çıkarmasıdır. Yani koruma, iç pazarı yerli mallara ve ürünlere tahsis etmektir; böylece, sadece kurulmuş bulunan sanayilerin hazır bir pazara kavuşmaları mümkün olmakla kalmaz, fakat aynı zamanda yeni sanayilerin kurulmasına ve geliştirilmesine de imkan ve fırsat yaratılmış olur. Ancak korumacılığa sadece iktisadi amaçlarla değil halk sağlığını ve kamu düzenini, hatta genel ahlakı korumak gibi amaçlarla da başvurulabilir.

 

Koruma iki ana koldan yapılabilir, bunlardan biri tarifelerdir. Tarifeler, mallar ülke sınırları içine girerken ya değer üzerinden yahut da spesifik olarak, malın sınırdaki fiyatını artırmaya yönelik oransal bir tahsilat olarak karşımıza çıkar. Mesela Avrupa’dan ithal edilen bir otomobilin ithal fiyatının belli bir yüzdesi veya otomobil başına bir miktar gümrük vergisi tahsil edilmesi tarifeye örnek olarak verilebilir. Gümrük vergileri değişik şekillerde uygulanmaktadır. Mesela artan oranlı tarifeler, sabit oranlı tarifeler, tarife kotaları vs. bu kategoride sayılabilir. Artan oranlı tarifeler, malın ithalatı arttıkça uygulanan oranların da artırılmasıdır. Mesela 100 adet otomobil ithalatına %50, 200 adet ithalata %75 gibi. Sabit oranlı tarifelerde ise ithalat ne kadar olursa olsun değişmez. Diğer bir koruma aracı miktar tahditleridir. Gümrük tarifelerinin aksine miktar tahditleri, ithalatı belli bir miktarla tahdit etmektir. Mesela Türkiye’nin Almanya’dan ithal edeceği otomobil adedini 200 ile sınırlandırmak gibi. Bir diğer koruma yöntemi ise ithalatın tamamen yasaklanmasıdır. İthalatın yasaklanması, tarifelerin çok yüksek konması sebebiyle, yasaklayıcı tarifelerle olabileceği gibi malın ülkeye girmesinin yasaklanması şeklinde de olabilir. O takdirde piyasanın tamamı yerli üreticiye kalır. Aslında koruma bakımından çok etkin olmasına rağmen, yerli sanayii tamamen rakipsiz bırakmanın ortaya koyacağı sakıncaların maliyetini de hesaba katmak gerekir. İç piyasayı kendine mal edinmiş olan yerli sanayici yenilik arkasında koşmak istemez. S­onuçta ise hantal bir sanayici ortaya çıkar. Dolayısıyla korumacılık, gelecekte ekonomiye maliyet yüklemeyen bir korumacılık şeklinde uygulanmalıdır. Zira korumada amaç; sadece yerli malı üretmek değil, ucuz, düşük maliyetli, rekabet edebilecek ve teknolojiyi üretebilecek bir sanayinin gelişmesine imkan da hazırlamaktadır. Bu amaca hizmet etmeyen bir koruma politikası sonunda oluşturulmuş sanayi, ekonominin potansiyel maliyeti haline gelmekten kurtulamaz. Güney Amerika ve Türkiye bunun değişik örnekleriyle doludur. Koruma araçları arasındaki temel bir farkta şudur; tarifeler piyasa ve fiyat sistemini ortadan kaldırmadığı halde; kotalar,yani miktar olarak ithalatı sınırlandırmak, piyasa ve fiyat sisteminin gelişmesini yok eder. Bunun sebebi şudur, tarifeler ne kadar yüksek olursa olsun, diğer ülkeler ihracat teşvik ve sübvansiyonlarıyla ülke pazarına girebilme imkanına sahiptirler. Ülkeler çeşitli teşvik politikalarıyla ihracatlarının fiyatını düşürerek başka pazarlara nüfuz etmeye çalışırlar. Ülkedeki tüketicilerin yabancı mal ve hizmetlere talebi de şiddetli olabilir. Bu durumda iç pazarı korumak için kotalar ve ithalat yasakları ithalatı durdurmak bakımından kesin çözümdür. Böyle durumlarda ise bir başka yoldan piyasaya girilir. O yol ise kaçakçılık yoludur. 1980 öncesi Türkiye’sinde bu durum yaygın olarak görülüyordu. Bütün bunlar sonrasında şunu belirtmeliyim ki, ithalatı kısmak tek başına ne ödemeler dengesini sağlamak, ne iç pazarı korumak, ne de kalkınmak bakımından kesin çözümdür. yani madalyonun öteki yüzüne; ihracata da bakmak gerekir.

 

İhracatın teşvikine esasen ülke içinde üretimin teşviki ile başlamak gerekir. Eğer içerde üretim teşvik edilmez ve uluslararası rekabete hazırlanmazsa kalkınma sürecinde fazla yol katedilemez. O halde ihracat nasıl teşvik edilecektir? İhracat teşviklerinin tamamına ihracat sübvansiyonları dememiz mümkündür. İster ihracatın yapılacağı safhada, isterse ihraç malları sanayilerine üretim safhasında verilmiş olsun, ihracat sübvansiyonları yerli üretime yabancı üretimin karşısında maliyet ve fiyat avantajı sağlayarak dış pazarlarda pay kapma imkanı verir. Ülkeye giren dövizin maliyetini artırsa da, ülkenin döviz darlığını gidermesi bakımından bu maliyete kısa dönemde katlanmak kaçınılmaz olabilir. Ancak teşvik sadece mali olursa, böyle bir teşvik ileride ekonomiye yük olmaya başlar ve gelir dağılımını bozar.

 

Gelişmeler korumacılığın çehresinde de değişmelere yol açmıştır. Ülkeler eski korumacılık aleti olarak kullanılmakta olan tarifeleri aşağıya çekmek ve bazen sıfırlamakla birlikte bunun yerini alabilecek aletlere genişçe yer vermeye başlamışlardır. Buna ‘yeni korumacılık’ denmektedir. Bu yeni korumacılığın aletleri gönüllü ihracat kısıtlamaları, düzenli piyasa araştırmaları, mal anlaşmaları, antidamping anlaşmaları ve kur politikasının ticaret politikasının yönlendirilmesi açısından önemli bir politika aracı olarak kullanılmasıdır. Yine bu meyanda daha çok geleneksel olarak planlı sosyalist ekonomilerin uygulamakta oldukları, şimdi ise bütün ülkelerin uygulamaya çalıştığı bağlı ticaret (counter trade) muameleleri; ticaretle ortaya çıkan dengesizlikler sebebiyle kapitalist ülkeler arasında takas, kliring, karşı satın alma, geri satın alma, ofset ve ödeme anlaşmaları gibi anlaşmalardır. Tabiatı icabı bu şekilde yapılan ticaret daha ziyade ticarette dengeleri korumaya yönelmiştir ve ödenecek dövizi mümkün olduğunca en aza indirmeye çalışmak temel amaçtır. Kur politikasının koruma ve teşvik aracı olarak kullanılmaya başlanması çok eski değildir. Çünkü hem altın standardında, hem de altın döviz standardında, ticaretteki gelişmeler ülkelerin kalkınma hızlarının ve ticaret politikalarının etkisi altındaydı. Bugün de paralarını dalgalanmaya bırakmamış ülkelerin ticaretleri bu şekilde yapılmaktadır. 1971’de, 1944’te kurulan sabit döviz kuru sistemi yıkıldıktan soldular. Çünkü ticareti yapılan malların fiyatı, dövizler milli para lehine yahut aleyhine sahip olmak üzere değerlense veya değerini kaybetse, bundan etkilenir.. Kuruluşundan bu yana, Birleşmiş Milletler, bünyesinde gelişme, ekonomi, ve çevre konularında uluslararası düzeyde faaliyet gösteren yeni örgütlenmeler gerçekleştirmiştir.

 

   Varolan doğal kaynaklardan elde edilen hammaddeler (petrol, maden cevherleri, tuz, kauçuk, çay, kahve, baharatlar gibi) üretildikleri ülkelere sağladıkları rekabet üstünlükleri nedeniyle, tarih boyunca stratejik özellik taşımışlardır. Bu tür doğal hammaddelere olan talebin sürekliliği, savaşlara varan düzeylerde, uluslar arası sürtüşmeler yaratmaktadır. Bu tür uluslararası sorunlar, doğal hammadde kaynaklarına sahip olmayan ülkeler tarafından yaratılmasının yanısıra, daha güçlü rakip ülkelerin pazar kaybetme kuşkularından da kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca savaşla sonuçlanan sorunların kökeninde, nedeni milliyetçilik/ideoloji veya din farklılığı olarak görülse de, kavimler ve ulusların birbirlerine karşı ekonomik üstünlük kazanma çabası yatmıştır.

 

 

Uluslararası ilişkilerde ekonomik işbirliği içinde olan ülkelerde dahi olmak üzere, hiçbir ülkenin diğer ülkelerin kendinden daha fazla gelişmesini arzu etmemesi doğal karşılanmalıdır. Karşılıklı ekonomik ve diplomatik ilişkilerde kısa ve uzun vadeli ödünler verilir ve alınır.

 

2. Uluslararası Ticaret Politikası

 

2.1. Uluslararası Ticaret Politikasının Tanımı ve Kapsamı   

  

Uluslararası iktisat politikası dış ekonomik ilişkilerinde takip ettiği usul ve standartların tamamına verilen addır. Ancak o da kendi içinde dış ticaret politikası, dış yatırım politikası, ödemeler dengesi politikası, dış yardım politikası vs olmak üzere gruplandırılabilir. Ancak bu bölünme içinde yer alan hususların tamamı dış ekonomik ilişkileri ilgilendirdiğinden  ve hepsi ödemeler bilançosu açısından sonuç doğurduğundan, ödemeler bilançosuyla ilgili politikalar uluslararası iktisat politikası olarak karşımıza çıkar. Bu kadarla da kalmaz, makro planda takip ettiğimiz para politikası, maliye politikası, gelirler politikası, büyüme ve kalkınma politikaları dış ekonomik sonuç doğurmaları dolayısıyla uluslararası iktisat politikası içinde mütala olabilirler. Entegre bir dünyanın üyesi olmak, üyeliğin doğal sonucu olarak alanın içine çekilmenin kendiliğinden doğurduğu sonuçları bir yana bırakırsak, hükümetlerin bu gidişi ülke lehine düzenlemek, uyarlamak ve yön vermek amacıyla takip ettiği bütün politikalar, uluslararası iktisat politikasını oluşturmaktadır.

 

2.2 Uluslararası Ticaret Politikasının Amaçları

 

Uluslararası iktisat politikasının amaçlarından biri ülkenin uluslararası refah mukayeselerinde bulunduğu yeri ve dereceyi yükseltmektir. Ülke insanının hayat standardının yükseltilmesi, büyüme ve kalkınma politikalarının dış ekonomik ilişkiler bakımından da düzenlenmesini gerekli kılar. Ülke refahının artırılmasını hedeflemek tek başına yeterli değildir, refahın sağlıklı ve kaliteli artırılması da bu amaçlar arasında bulunmalıdır. Mesela dışa açılmak dış kaynakların büyüme araçlarına katılmasıdır, ancak bu açılmanın gözlenebilir ve izlenebilir olması zorunludur.

İkinci amaç dış ekonomik ilişkilere zaman zaman sebep olan dengesizlikleri gidermektir. Dış ticaret açıklarını veya cari işlem açıklarını gidermeye yönelik politikalar böyledir. Bunları artırmak mümkündür.

Üçüncü bir amaç, ülke sanayiini korumak ve onun güçlenmesine ve uluslararası alanda rekabet etme imkanına kavuşmasını sağlamaktır. Bu politikanın bir uzantısı ülke insanının geçimlik şartlarını göz önünde bulundurarak iç piyasada kıtlıkların önüne geçmektir.

sanayiin korunması ve güçlendirilmesi noktasında takip edilen bir politika da aktif destek politikasıdır. Sanayiin dış rekabete karşı korunması kadar dışarıda rekabet imkanına kavuşması için ona destek verilmesi de önemlidir. Bilgi, araştırma, ulaştırma ve fiyat destekleri bunlardan sayılabilir.

Dördüncüsü döviz açık ve fazlalarına yönelik politikalardır. Ancak bu politikaların yukarıda sözünü ettiğim amaçlara hizmet etmeleri de beklenir. Dolayısıyla döviz kuru politikası, tarife politikası, sübvansiyon politikası bütün amaçlar bakımından anlamlı sonuçlar doğurabilir.

Beşincisi tam istihdamın sağlanmasıdır. Kaynaklarını tam kullanamamış bir ekonominin hızlı kalkınması mümkün değildir. Dış ticaret politikalarıyla işsizliğin önüne geçilebileceği gibi (ithalatı önleyici, ihracatı teşvik edici politikalar), onun daha da artmasına sebebiyet verebilir. İthalatın serbestleştirilmesiyle aynı hızda ihracat arttırılamıyorsa, işsizlik artar. Tam istihdam politikası gelirin sınıfsal dağılımını da etkiler.

Altıncısı fiyat istikrarı amacıyla da uluslararası iktisat politikaları devreye sokulabilir. Bazı sektörlerde hızlı fiyat artışlarının yaşanması, koruma politikalarının gevşetilmesini ve ithalatın teşvikini gerektirebilir. Ancak böyle durumlarda aslolan arzın harekete geçirilmesidir. Arzın harekete geçirilmesi ülke istihdamına da katkıda bulunur. Dolayısıyla fiyat istikrarını sağlamak için ithalatın serbestleştirilmesi geçici bir politika olmalıdır.

Yedinci amaç dış politikayı yönlendirmektir. Uluslararası ticaret politikası bir anlamda başka ülkelerin ve ülkemizin taleplerini yönetme politikasıdır. Dış politika bütünüyle uluslararası iktisat politikası araçlarıyla yapılmaz. Ancak takip edilen dış politikaya uluslararası iktisadi imkanlarla destek verilebilir. Ambargo bunlardandır.

 

Uluslararası iktisat politikaları çok ve çeşitli amaçlarla yapılabilir. Bu politikaların bir kısmı ile harcamaların seviyesi etkilenir, bir kısmıyla da harcamalar yerli ve yabancı mal ve hizmetlere kaydırılır.

 

2.3. Uluslararası Ticaret Politikasının Araçları

 

2.3.1. Dolaylı Politika Araçları

 

Bunların başında para ve maliye politikası gelir. Para politikası, para arzının daralması veya genişletilmesi yoluyla yapılan politikadır. Bu politika ile talep genişletilebilir veya daraltılabilir. Para arzını artışı talebin artmasını, azalması veya daraltılması ise toplam talebin daralması sonucunu doğurur. Talep genişlemesi ithalata talebi arttırdığından, ticaret ve ödemeler bilançosunu etkiler. Talep daralması ise fiyatları baskı altında tutar, ithalatın daralması ve ihracatın genişlemesine katkıda bulunur.

 

Para politikası faiz hadlerini ve bu yolla sermaye hareketlerini de etkiler. Sıkı para politikası faiz hadlerini yükseltir, iç faiz haddi dış faiz haddinin üzerine çıktığında ise ülkeye kısa vadeli sermaye girişi olur (sıcak para). Geniş para politikası faiz hadlerini düşürdüğü için dışarıya sermaye akımı olur. Ödemeler bilançosu bozulur.

 

Maliye politikası ise kamu harcamalarının ve vergilerin artırılması veya azaltılması şeklinde yapılan politikadır. Bu politikanın genişletici olması ödemeler dengesi bakımından zararlı, daraltıcı olması ise olumlu sonuçlar doğurur. Mesela kamu harcamalarının artırılması çoğalan yoluyla gelirin artmasını, bu da ithalata talebin artmasını sağlar.

 

 

2.3.2 Doğrudan Politika Araçları

 

2.3.2.1 İthalatla  İlgili Politikalar

 

Bu araçların başında gümrük tarifeleri gelir. Ülkeye girişte yabancı mallar üzerinde Ad volarem (değere göre) veya spesifik (miktara göre) alınan vergilere gümrük vergileri veya gümrük tarifeleri denir. Giriş fiyatını doğrudan etkiledikleri için ithalatın kısılmasını veya arttırılmasını mümkün kılarlar.

 

Tarife Dışı Araçlar;

 

* Kotalar: Tarifelerin başarılı olmadığı durumlarda veya hemen sonuç almak için ithalatı miktar olarak sınırlandırmaktır.  

 

* İthalat Yasakları: İthalatın tümüyle yasaklanmasıdır. İthalatın ekonomik amaçlı yasaklanması söz konusu olabileceği gibi, kamu sağlığı ve güvenliği vb. amaçlarla da bu yasaklar konulabilir.

 

* İthalata tahsis edilen dövizin sınırlandırılması yoluyla da ithalat kısıtlanabilir.

 

Tarife Benzeri Araçlar; Bunlar fiyatı etkileyebildikleri için koruyucu olabilmektedirler.

 

* İthalat teminatları, yeni ithalatçı firmaların, Merkez Bankasına ithalat harcamasının belli bir oranını teminat olarak önceden yatırmaları gerektiğinden bu oranın artırılması ithalatı kısıtlar, azaltılması ise genişletir.

 

* İthalat sektörüne farklı kur uygulamaları yani korunmak istenen sektör ürünleri için döviz tahsisinde pahalı, ekonomi için lüzumlu girdilere ise  ucuz döviz tahsisi uygulamak bunlardandır.

 

* Mevcut döviz kaynaklarıyla döviz ihtiyaçları arasında denge sağlamak amacıyla kıt döviz kaynaklarını, ekonominin zorunlu ihtiyaçları arasında paylaştırmak da bu politikalar arasındadır.

 

2.3.2.2. İhracatla İlgili Politikalar

 

Günümüz uygulamalarında, ithalat için önleyici tedbirler politika aracı olarak kullanılırken,ihracat söz konusu olunca hakim politika teşvik araçlarıdır. Ancak ihracat vergileri ve ihracat kotaları, ülkede üretilen malların harice satılmasını sınırlandıran politikalar olarak, bugün de yer yer uygulanmaktadır. Teşvik söz konusu olduğunda ise ihracata çeşitli şekillerde destek verilmektedir. Yerli istihdamı korumak veya artırmak söz konusu olduğunda bu politikalar çok önemlidir. Bunlar malın üretiminden satılacağı dış pazara ulaştırılıncaya kadar geçen zamanda çeşitli safhalarda verilen desteklerdir. Bunların dışında vergi iadesi, düşük faizli kredi, bilgi ve pazar araştırması desteği, navlun desteği ve iadesi, kazanılan dövizleri kullanma serbestisi, ihracat sektörlerine ucuz girdi temini gibi üretilen ve ihraç edilen malın fiyatını etkileyen unsurlar gelir.

 

2.4. İhracatın Teşviki

 

Günümüz dünyasının bütün ülkeleri uluslararası pazarlardan pay kapmak amacıyla ihracatı teşvike çalışmaktadırlar. Ancak ihracatı teşvik etmek potansiyel alt yapının o ülkede bulunmasıyla başarıya ulaşabilir. Yani teşvik edilecek ürünlerin o ülkede alt yapıya sahip olması gerekir.

 

İhracatın teşvikinin çeşitli nedenleri olabilir. Bunların başında ödemeler dengesi için döviz girişini artırmak, istihdamın artması ve işsizliğin önlenmesi, uluslararası rekabet, nüfuz alanı oluşturmak gelebilir. İhracata sağlanan teşvikle malın ülke içinde üretiminin artmasını temin, öte yandan o malın ihracat maliyetlerini azaltarak uluslararası pazarlara çıkmasını teşvik etmek mümkün olmaktadır. Ancak ihracata verilen teşvikler, karşılarında ithalat önlemlerini bulmaktadırlar. Bunlar çeşitli şekillerde uygulanmaktadır. İhracata verilen sübvansiyonlara karşı telafi edici vergiler, damping uygulamalarına karşı da anti-damping vergisi tedbirlerine başvurulmaktadır. Ancak eski GATT (Tarife ve Ticaret Genel Anlaşması) ve bugünkü WTO (Dünya Ticaret Örgütü) ticarette uygulanan teşvikleri büyük ölçüde yasaklamaktadır. Fakat, teşvik rakip ülkeye zarar vermiyor veya zarar tehdidinde bulunmuyorsa teşvike herhangi bir muhalefet yoktur. Fakat teşvikten sanayisi zarar gören veya zarar tehdidi altında bulunan ülke, sübvansiyon uygulayan ülke ihracatına karşı, telafi edici vergi uygulayabilir. Dampinglerde yani fiyat düşürerek başka ülke pazarına giren ihracatçıların ürünlerine karşı da anti-damping vergisi uygulanabilir.

 

Sübvansiyon ihracatçı sanayilere destek sağlamaktadır. Bu çeşitli şekillerde olabilir. Fiyat garanti etmek, yani ihracatçıya dünya fiyatlarından malı pazarlamasını mümkün kılacak ve aradaki farkın ihracatçıya nakit olarak ödendiği sistem böyledir. Vergi iadesi, yani üretim safhasında alınan vergilerin ihracatın yapılması halinde üreticiye iadesi de mali destek sayılır. Ucuz girdi kullanımı, düşük faizli kredi, navlun desteği, sigorta maliyetlerine katlanma gibi teşvikler de bu gruptandır.

 

2.5. Ulusal Kaynaklı Tarife Dışı Teknik Engel Konuları

 

Bu olaya ülkeler arası ilişkiler açısından, yani uluslararası boyutta yaklaşacak olursak, karşılıklı anlaşmalar yoluyla yeterince ödün alamamış bir ülke rakip ülke üzerinde ekonomik üstünlük sağlayabilmek veya üstünlüğünü sürdürebilmek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunabilir. Günümüzde, askeri savaş hali dışında, diğer ülkelerin dış gelir kaynaklarını azaltmaya yönelik bu tür girişimler başlıca iki şekilde uygulanabilir:

 

 

a)      Dış Ticaret, özellikle ihracat engelleri yaratmak – GATT/WTO’nun Ticarette Teknik Engeller Anlaşması kapsamı dahilinde olmak kaydıyla, kısıtlı kotalar oluşturmak veya ülkedeki üretim koşulları, denetim ve global bilgi iletişim zayıflılarından kaynaklanan eksiklikleri ihracat ürünlerinin yurt dışında satılamaması için gerekçe olarak kullanmak,

 

b)      Ülke İçi Tüketim ve İhracat Malı Üretimini,dolaylı yollarla,baltalamak veya engellemek – Dış politik ve ideolojik baskılarla veya ülkede mevcut ekonomik sıkıntıları suistimal ederek veya ülkedeki politik istikrarsızlıktan yararlanarak, ülke içi üretim politikalarını dolaylı olarak yönlendirip üretimi engellemek ve ülkeyi ithalata zorlamak.

 

 

2.6. İhracat Engellenmesi Açısından Çevresel Teknik Engel Kaynakları

 

a)      Hammadde, Çevre Dostu Üretim ve Ürünler: Ekolojik ve kültürel varlıklar,

teknolojik kapasite; Hammadde, Üretim ve Kalite; Çevre Kirliliği konularında envanter ve istatistik veri tabanı eksiklikleri. Ülke bazında bu tür eksikliklerin mevcudiyeti, tarife dışı engel gerekçelerinin geçersizliğinin belgelendirilmesini ve dolayısıyla savunulmayı zorlaştırabilir.

b)      Çevre Yönetim Altyapısı: tesisler, bölgesel ve ülke bazında bacagazı emisyon kontrol sistemleri, atıksu arıtma ve atık geri kazanım/bertaraf tesislerinin eksiklikleri. Tesis bazında bacagazı ve atıksu arıtma tesislerinin yetersiz olması veya tüm sanayi kuruluşlarına hizmet veren atıksu arıtma ve atık bertaraf tesislerinin mevcut olamaması, üretim sürecinde çevre kirletildiği gerekçesi ile, üretilen mallar üzerinde olası tarife dışı engel gerekçesi oluşturulabilir.

c)      Uluslararası Taahhütler, Yasal Mevzuat ve Denetim Mekanizması: Uluslararası yasal taahhütlerin yerine getirilmemesi, yasal mevzuat karmaşasının mevcudiyeti, yasal denetim mekanizmasının etkili olarak çalışmaması. Mevcut mevzuatımızda, çevre koruma ile ilgili konularda yapılması gereken denetim ve yaptırım uygulamalarında, ilgili devlet kurumları arasında yetki karmaşası bulunmaktadır. Bu durum, ülkede alınması gerekli çevre koruma önlemlerinin yeterince alınmaması, devletçe yapılmış uluslararası taahhütlerin uygulanamamasına ve dolayısıyla olası dışı engel gerekçesi yaratılmasına yol açabilir.

d)     Veri Denetim ve Akreditasyon Eksiklikleri: Ölçüm ve analiz olanaklarının yetersiz olması ve Milli Akreditasyon Sisteminin kurulmamış olması. Veri tabanı ve envanter eksikliğinin yanısıra, mevcut üretim koşulları ve ürün kalitesinin ölçüm ve analizleri için gerekli, uluslararası olarak tanınan kuruluşların olmaması, üretim sürecinde çevre kirlenmesine karşı yeterli denetimlerin yapılmadığı gerekçesi ile, üretilen mallar üzerinde olası tarife dışı engel gerekçesi oluşturulabilir.

e)  Küresel Bilgi İletişim Eksiklikleri: Geliştirilmekte olan uluslararası anlaşmalar ve           

    standartlar etkin olarak takip edilmemesi ve gerekli bilgilerin zamanlı olarak  

    sanayicilere iletilememesi, toplumun etkin şekilde bilgilendirilmemesi.

f)       Aktif Kriz Yönetim Eksikliği: Uluslararası ticaretteki rekabet ortamında pazar

olanakları çok aktif ve değişken özelliğe sahiptir. Özellikle mevsimsel ürünler için  pazarın hızlı olduğu sezonu kaçırmak veya yakalamak sanayiciler için hayati öneme sahiptir.

 

İhracata yönelik tarife dışı engeller, haklı gerekçelere dayalı olabilmenin yanısıra, tutarsız gerekçelerle de gündeme getirilebilmektedir. Gerekçe tutarsız olsa dahi, bir ülke ürünlerine tarife dışı engel uygulama olasılığına karşı, o ülkede etkin bir kriz yönetimi mekanizmasının bulunmaması dış ticarette kayıplar olmasına yol açar.

 

2.7. Üretimin Engellenmesi Açısından Çevresel Teknik Engel Konuları 

 

a)      Doğal Kaynakların İşletilememesi: Toplumun Sürdürülebilir Kalkınma kapsamı içinde bilgilendirilememesi nedeniyle, bireylerin ya çevre ya da sanayi/madencilik ikilemine itilmesi sonucunda öz kaynak hammaddeleri ve maden cevherleri işletilememektedir. Örnekler; İyileştirilebilir Türkiye kömürleri yerine ithal kömürün teşvik edilmesi, katma değeri yüksek demir cevherlerinin işletilmesi yerine ithal mamullerin cazipleştirilmesi, yeni başlamakta olan altın madenciliğinin çevresel gerekçelerle önlenmesi…

b)      Çevre Dostu Olmayan Eski Üretim Teknolojilerinin Transferi: Finans kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle temiz teknolojilerin ülkeye getirilmesindeki zorluklar nedeniyle gelişmiş ülkelerce tavsiye edilmekte olan çok daha ucuza eski teknoloji ve ekipmanların gelişmekte olan ülkelere transfer edilmesi. Bu konu, AB Komisyonu’nca 1997 Aralık ayında Kyoto’da yapılmış olan ‘İklim Değişikliği’ Konferansı için hazırlanan raporda, AB ülkelerinin sera gazları emisyonlarının azaltılmasında etkin bir faktör olacağı vurgulanmaktadır. Eski teknolojilerle yapılan üretimler, tarife dışı engeller için gerekçe yaratabilecek çevre yönetim sorunlarını da arttıracak özellikler taşırlar.

c)      Yeni Çevre Koruma Teknolojilerinin sağlanma Güçlükleri: Yeni çevre koruma teknolojileri uzun süreli ve sistematik AR/GE çalışmaları ve büyük yatırım harcamaları sonucunda ortaya konabilmektedir. Türk sanayii yeni teknolojilerin ülkeye getirilmesindeki finansman zorlukları veya rekabet nedeniyle bu tür temiz teknolojileri temin etmekte zorlanmaktadır. Yeni teknolojilerin gelişmekte olan ülkelerce sağlanabilmesi konusuna, WTO’nun Çevre ve Ticaret Komisyonu’nda üzerinde durulan 10 gündem maddesinden biri olan, ‘Sınai ve Mülki Haklar’ başlığı altında çözüm aranmaktadır.

d)     Ulusal Üretim ve Çevre Politikalarındaki Eksikler: Türkiye’de sanayide büyüme ve yenilenme, ağırlıklı olarak, özel sektör çabaları ile olmaktadır. Sanayi tesislerinin, çevreye duyarlı üretim yapmak üzere, kapasite arttırabilmeleri için gerekli çevre koruma altyapı hizmetlerinin mevcut olmaması üretimi engelleyici bir neden olarak ortaya çıkmaktadır. Çevre kirliliği oluşturma açısından, çevre koruma önlemlerine daha fazla ihtiyacı olan temel hammadde ve ara ürün üreten tesisler için altyapısı mevcut organize sanayi alanlarının yetersiz olması, son ürün üreten tesisleri kapasite artışlarını ithalata sağlamaya yöneltmekte ve milli geliri kaybına yol açmaktadır.

 

 

3. İthalat Yasakları ve Kotalar

 

3.1. Kısmi Denge Analizi

 

Kotalar da tarifeler gibi koruma aracıdır ve tarifelerle birlikte uygulanabildiği gibi kendi başlarına da uygulanabilirler. Bir başka deyişle kotaya tabi mallar tarifeli olarak ithal edilebilir. Bu durumda devlet vergi toplama yetkisini elden bırakmamış olur.

 

Kota, ithalatı miktar olarak tayin ve sınırlama anlamına gelmektedir. Türkiye’ye ithal edilecek X malı miktarı 100 bin tonla sınırlıdır demek, böyle bir kotadır. Bunun aşılması ithalat yasaklarına girer. Bazı malların ülkeye sokulması yasak da olabilir. Bir zamanlar ülkemizde yabancı sigaralara uygulanan yasak buna örnek teşkil eder. İthali sıfırlana mal, iç arz ve talebin şartları altında üretilir ve tüketilir. Arzı yeterli olmayan, talebi ise arzdan çok yüksek olan malların fiyatları çok yüksektir. İthalata açıldıkça, ihtiyaç duyulan mallar ithalat yoluyla karşılanacağından fiyatı düşer. Bu fiyat ithalatın yasak olduğu zamanki fiyatla dünya fiyatı arasında oluşur.

 

3.2. Tarifeler, Kotalar ve Etkinlik

Gümrük tarifeleri fiyatı ilgilendirdiği ve miktarı sınırlamadığı için ithalatı ve döviz harcamalarını azaltmaları çoğu kere mümkün olmayabilir. Çünkü daha yüksek fiyat ödeyerek o malı almak isteyenler daima vardır. Ancak kotalar böyle değildir. Kotaların ithalatı kısıtlama ve yerli üreticiyi koruma görevi tarifelerden daha etkilidir. Tarifeler yerli üretimi koruma görevini yerine getiremez.

 

 

 

3.3. Koruma Politikasının Ekonomi Politiği

 

Koruma politikaları toplumsal kesimler arasında olduğu kadar, toplumun bütünü açısından da önem arzeder. Ülkeler genellikle zayıf bulundukları sektör veya alt sektörleri koruyarak hem stratejik davranırlar, hem de o kesimlere kaynak aktarırlar. Bu kaynak aktarımı piyasa yoluyla yapılamaktadır. Pek çok ülkede tarım ve sanayi sektörleri büyük koruma altındadır. Bu koruma Avrupa Birliği ile gümrük birliğine girme sürecinde ve WTO’da oldukça zayıflamıştır. Koruma 1980’e kadar ithalat yasakları, kotalar ve yüksek tarifelerle yapılıyordu. 1980 sonrasın takip edilen dış ticaret politikasında ithalat yasakları ve kotalara gittikçe daha az yer verilmeye başlandı.

 

Biliyoruz ki korunan ürünlerin üreticilerine rant aktarılıyor ve koruma politikaları açık bir şekilde ülke açısından istihdamı ön plana çıkarmaktadır. Çünkü korunan sektörlerde maliyetli olsa da üretimin artması istihdamın artmasını sağlar. İşsizliğin azalması toplumsal gerilimlerin de azalması demektir. Bunun en önemli sonuçlarından birisi gelirin yeniden dağıtımıdır. Ülke içinde bir malı daha pahalı tüketmek, o malı üretenlere rant aktarmak olsa da, marjinal üreticilerin istihdamı artırmaları gelir paylaşımını etkiler. Dışa açılmak ve koruma politikasını gevşetmek, ithal malları tüketmek, işsizliğin artması ve suni fakirleşme demektir. Siyasal açıdan baktığımızda da koruma politikasının toplumsal kesimler dikkate alınmadan yapılması gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olanlarda da seçmen kaynağının kararlarında etkili olmaktadır. Dolayısıyla koruma politikası ülkenin siyasal rejiminin niteliği ile paralellik içerisindedir. Fakat burada ABD’nin otomobil, tekstil, çelik ve şeker sektörünü koruması, Avrupa’nın ve ABD’nin çiftçilerine yüksek kaynak aktarması, Japonya’nın aynı yolu izlemesi sadece ekonomik değil, ekonomi-politik bir tercih olarak ortaya çıkmaktadır.    

           

 

4. Ticaret-Çevre İlişkisi

 

1970’li yıllardan itibaren, çevre kaygılarındaki artışın sonucu olarak ülkelerin çevre standartlarını sıkılaştırma eğilimleri belirdikçe, uluslararası ticarette çevre gerekçeli tarife dışı teknik engellerde artış gözlenmiştir. Bu tür ticaret engellerinin, gelişmiş ülke standartlarının diğer ülkelere empoze edilmesine ve çevre kisvesi altında gizlenmiş korumacılığa dönüştürülmesi sonucunda, çevre-ticaret ilişkileri Uruguay Görüşme Turu’nda tarife dışı engel tartışmalarının ana konusu olmuştur. Çevreci grupların GATT’ın yeterince ‘yeşil’ olmadığını düşünmelerine karşın GATT’ın ana felsefesi uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi olduğuna ve çevre sorunlarının kaynağı ticarette yatmadığına göre, bu sorunların esas olarak ticari önlemlerle çözülmeye çalışması doğru değildir. Benzer bir düşünceden hareketle, komşu ülkeler arasında paylaşılan çevre kirliliği sorunları dışında, firmaların yeni çevre standartlarının uluslararası rekabet güçlerinde ortaya çıkardığı azalmayı dengelemek amacıyla sübvansiyonlar ya da ticarete sınırlamaları getirilmesini istemelerinin savunulabilir bir ekonomik gerekçesi de bulunmamaktadır. her ülke kendi içinde istediği sıklıkta, çevre standartları uygulayabilir; ancak bunların maliyetlerinin ithalata yönelik ticari önlemlerle desteklenmesi serbest dünya ticaretinde sakıncalıdır.

 

4.1. Tarife Dışı Ticaret Engelleri

 

Tarife dışı engeller tek taraflı ticaret korumacılığına geri dönmek için çeşitli yollar sağlamaktadır. Bu engeller ürün spesifikasyonlarındaki farklılıklar, kamu sektörünün ayrımcı satın alma politikaları, sınırlayıcı fiyatlandırma veya dağıtım anlaşmaları, patent ve lisans zorlukları ve vergilendirme politikaları gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilmektedir.

 

 

Tarife dışı ticaret engelleri genel olarak aşağıdaki gibi gruplanabilir:

 

a)      Kotalar: Belirli grup mallar için belirli ülkelerden ithal edilecek ürünlerde miktar kısıtlamaları. AB içi ticarette kaldırılmış ise de, zaman zaman AB veya tek tek AB ülkeleri dışarıdan ithal edilen ürünlere kota koymaktadırlar (örneğin, araba ve tekstil ürünlerine).

b)      Maliyet Artırıcı Engeller: Bir ürünün ithal edilmesinin maliyetini artırarak ticaretini güçleştiren engellerdir. Bunlar başlıca üç grup altında toplanır;

Vergilendirme

Gümrük formaliteleri

Yerel yönetmelikler ve normlar

c)      Girişi Sınırlayan Engeller: Bir ülkenin piyasalarına girişi tümüyle ya da önemli ölçüde sınırlayan engellerdir. Genellikle Maliyet artırıcı engellerden daha etkili ticari kısıtlamalar yaratırlar;

Kamunun yerli üreticileri koruması

Lisanslar ve benzer sınırlamalar

Sübvansiyonlar ya da vergi muafiyetleri

Finansal engeller

Döviz denetimleri

Akreditasyon engelleri

Çevre sağlık ve güvenlik standartları

 

4.2. Çevre Koruma Kaynaklı Tarife Dışı Teknik Engeller

 

GATT/WTO’nun Ticarette Teknik Engeller Anlaşması ithal edilecek ürünlere uygulanacak standartların uluslararası nitelikte olması; uluslar arası standartların mevcut olmaması durumunda bu standartların ülkelerce bilimsel dergi ve kanıtlara dayanarak ve gereksiz ticari engel yaratmayacak şekilde hazırlanmasını öngörmektedir. Uluslararası ticarette ithal edilen mal üzerinde rekabet gücü sağlamak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla uygulanan kısıtlamalar, ürün bazında ve standartlarla ilgili teknik gerekçeler kullanılarak yapılmaktadır.

Proje kapsamında uluslararası ticarette uygulanabilecek çevre koruma kaynaklı tarife dışı engel gerekçeleri genelde iki grupta toplanabilir;

 

a)      Ürünlerin insan sağlığına etkisi

b)      Doğal kaynak kullanımı, üretim yönetimi ve ürünlerin ekolojik dengeye etkisi,

 

Bu gerekçeler, teknik olarak, ürünlerin üretim öncesi ve sonrası  geçirdikleri aşağıda maddeleştirdiğim tüm aşamalara uygulanabilir;

 

a)      Üretim girdilerinin çevre dostu olma özellikleri

b)      Üretim sürecindeki çevre koruma duyarlılığı (atık yöntemi)

c)      Ürünün ambalajlanması, depolama ve taşıma süreçlerindeki çevre duyarlılığı

d)     Ürünün tüketim sürecindeki çevre dostu olma özellikleri.

 

4.3. Tarife Dışı Teknik Engel Uygulanabilirlik İrdelenmesi

 

GATT’ın istisna oluşturan hükümlerine dayandırılan tarife dışı engellerin uygulanabilmesi için belirli kriterleri sağlayan durumların mevcut olması gerekir. Bu kriterler şunlardır;

 

a)      Teknik olarak tanımlanabilen bir gerekçe (çevre veya insan sağlığına aykırılık)

b)      Gerekçenin kanıtlanabilir olması

c)      Geliştirilmekte olan yeni standartlara aykırılık

d)     Uluslararası politika ve tüketici hareketlerine aykırılık

e)      WTO’nun serbest ticaret kapsamındaki tarife dışı engel tanımlarına uygunluk.

f)       Bu kriterlerden bazısının bilimsel olarak değerlendirilebilir nitelikte olmasına karşılık, özellikle geliştirilmekte olan yeni standartlara aykırılık ve uluslararası politika ve tüketici hareketlerine aykırılık maddeleri soyut kavramlar olup çözüm bulunması politik ve yasal beceri gerektirecek özellikler taşımaktadır.

 

5. Ticaret ve Çevre Konusunda Gelişmekte Olan Eğilimler

 

Uluslararası ticarette rekabet gücü sağlamak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla uygulanan kısıtlamalar, ürün bazında ve standartlarla ilgili teknik gerekçeler kullanılarak yapılmaktadır. Özellikle rekabetin çetin olduğu alanlarda, gelişmiş ülke sanayicilerinin en azından kendi ülkelerine gelecek mallar için kalite, çevre, insan sağlığı konularında araştırma yaparak, rekabet güçlerini arttıracak teknik engel bulma çabaları gün geçtikçe artmaktadır. Hatta bu tür girişimler, özellikle küresel iletişim yoluyla toplumun kalite ve çevre bilincinin artması nedeniyle, birer etkili pazarlama ve reklam aracı olarak da kullanılabilmektedir. Buna en iyi örnek olarak organik çözücülü boyalar yerine su bazlı boyaların geliştirilmesi ve pazarlanması gösterilebilir. Çevre koruma ve insan sağlığı konularında, ürün bazında ele alınan bazı teknik ayrıntıların malların sınırlarötesi ticaretini de kısıtlamak için kullanılması da mümkündür. Malların ülkeler arasındaki serbest dolaşımını kısıtlayan her türlü kural veya uygulama olarak tanımlanan tarife dışı engel örnekleri, Türkiye tarafından, tekstil/konfeksiyon, deri sektörü hatta acı pul biber için son iki yıl içinde yaşanmıştır.

 

5.1. Özel Kuruluşlardan Kaynaklanabilen Ticaret Engelleri

 

Günümüzde çevre bilincinin ulaştığı düzey, tüketicinin satın alma kararı üzerinde etkin bir rol oynamaktadır. Özellikle Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlar, artık çevreyi geçmiştekine kıyasla daha farklı algılamaktadırlar. Bu yeni bilinçli tüketici tipi, ürünün kalite tanımına çevre boyutunu da eklemiş durumdadır. ’Kaliteli mal’ kavramı bu tür tüketici için artık çevrenin kirlenmesine neden olmayan malı kapsamaktadır. Diğer bir yandan, özellikle yine Avrupa ülkelerinde özel araştırma enstitüleri, tüketici birlikleri, yerel tüketici insiyatifleri ve benzeri kuruluşlar tüketicinin satın alma kararını ‘çevreye dost’ ürünlere doğru yönlendirerek tüketici tercihlerini kontrol altına alabilmektedirler. Bahsettiğim bu kuruluşları dört ana grupta toplayabiliriz;

 

 

Sivil toplum örgütleri; WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), Greenpeace, Friends of the Earth (Dünyanın Dostları)

Medya ve tüketici dergileri; Almanya-Stiftung Warentest, Belçika-Aankoop Magazine, Fransa-Que Chosoir?, Hollanda-Green Consumer

 

Özel enstitüler, standartlar, eko etiketler; Almanya’daki Yeşil Nokta (Green DOT) uygulaması

Firmalar arası sınırlamalar;Bu maddeyi açıklayacak olursak, teknik düzenleme ya da engellerle ilgili belki de en önemli sorun, dünya ekonomisi ve ticaretinin 1980’li yıllardan sonra içine hızla girdiği yeni yapı ve buna bağlı uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Dünya ticareti giderek daha fazla oranda, firmalar bazında gerçekleşmekte, başka bir deyişle merkezi hükümetlerin katkısı giderek azalmaktadır. Kalite,güvenlik,sağlık ve çevre gibi konularda firmalar giderek daha yüksek oranda ‘sınır koyucu‘ olarak davranmaktadırlar.   

 

5.2. Uluslararası Kalite, Çevre Yönetim Sistemleri ve Standartlar

 

Uluslararası Standartlar Örgütü (ISO) İsviçre’nin Cenevre şehrinde 1947 yılında tüm dünyada geçerli standartları hazırlamak ve uluslararası düzeyde uyumu sağlamak amacıyla kurulmuştur. Üyesi olan 97 ülke, aynı zamanda dünya endüstrisinin %95’ini temsil etmektedir (ISO Bulletin 1996). Kuruluşun görevi, mal ve hizmet değişimini kolaylaştırmak, insanların entelektüel, bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanlarda işbirliğini geliştirmektir. ISO 1987 yılında Kalite Standartları Serisi ISO 9000’i yayınlamıştır. 1993 yılında ise uluslararası çevre yönetim standartlarını hazırlamak üzere, 50 farklı ülkenin temsilcilerinden oluşan 207 sayılı teknik komiteyi kurdu. Bu komite tarafından geliştirilen ISO 14000 Çevre Yönetim Standartları, esas olarak ISO 9000 kalite yönetim serisinin dayandığı ilkeleri benimsemektedir. ISO 14000’in hazırlanmasıyla ilgili temeller 3-14 Haziran 1992 tarihinde Rio’da yapılan dünya zirvesinde alınan kararlara ve Rio Sözleşmesinde yer alan 27 prensibe dayanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tez Ödev Talep Formu

Son Faaliyetler
Nisan 2024
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930