Devletler Özel Hukuku

Uluslararası örgütler bitirme tezi,
Uluslararası İlişkiler,
Siyaset Bilimi,
Ekonomi,
Hukuk,
Devlet Politikası,
Uluslararası Hukuk,
Uluslararası İşletmecilik
Uluslarası İlişkiler Bitirme Tezi,

 

ederasyon : Birleşen devletler konfederasyonda olduğunun aksine dışa karşı bağımsızlıklarını kaybederler. Federal devlet genellikle bir anayasa ile kurulur. Federe devletlerin yanısıra federal devletin de yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ana organı vardır. Federal devlette yasama organının iki meclisli olması gerekir. Meclislerden biri federal devlet halkını temsil eder, diğeri ise, federe devletlerin eşit sayıdaki temsilcilerinden kurulur. Milletlerarası ilişkiler yönünden bütün yetkiler federal devlete aittir. Federe devletlerin devletler hukuku bakımından kişilikleri yoktur. Örneğin A.B.D., İsviçre, Federal Almanya, Yugoslavya, Kanada, Avusturalya ve Brezilya.
*** İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) : Bir federasyon olmadığı gibi bir konfederasyon da sayılmaz.
– Büyük Britanya (İngiltere ve Kuzey İrlanda Krallığı)
– Bağımsız devlet haline gelmiş olan eski dominyonlar
– Muhtar sömürgeler
– Taç’a ait sömürgeler
– Himaye altındaki devletler
*** Fransız Topluluğu :
– Fransız Cumhuriyeti (anavatan, denizaşırı vilayetler ve denizaşırı bağlı ülkeler)
– Muhtar üye devletler
*** Bağımsızlık Bakımından Devletler :
1. Bağımsız devletler
2. Bağımsızlığı sınırlı devletler :
a. Himaye altında devlet
b. Tabi devlet
c. Sürekli tarafsız devlet
*** Himaye antlaşmasının varlığı himaye edilen devletin Devletler Hukuku kişiliğini ortadan kaldırmaz. Hami devletin bir diğer devletle savaşa girmesi himaye edilen devleti bu savaşta taraf haline getiremez. Ör: Fransa ile Monako arasındaki himaye antlaşması.
*** Taabi devlet bağımsızlığa doğru bir geçiş aşamasını temsil eder. Taabi devletler, Devletler Hukuku kişiliğine sahip olmayıp, ayrıca bağlı bulunduğu devlete vergi verirler. Milletlerarası ilişkilerde taabi devleti bağlı bulunduğu devlet temsil eder. Bağlı bulunduğu devletin imzaladığı milletlerarası antlaşmalar taabi devleti de bağladığı gibi, ayrıca bağlı bulunduğu devletin savaşa girmesi halinde onun yanında savaşa katılması gerekir. Taabi devletin statüsünü belirleyecek genel kurallar Devletler Hukukunda mevcut değildir.
*** Geçici tarafsızlık bir devletin tek taraflı irade beyanı ile yani kendi isteği ile ortaya çıkabilir. I. Dünya Savaşı’nda Hollanda’nın, II. Dünya Savaşı’nda ise İsviçre ve İrlanda’nın tarafsızlık durumları. Sürekli tarafsızlık ise, bir devletin tek taraflı bir işlemi ile değil, mutlaka devletlerarasında yapılan bir antlaşma ile ortaya çıkar. Sürekli tarafsız devlet savaş yetkisini kısmen kaybettiğinden bağımsızlığı sınırlı bir devlet olarak incelenmektedir. (Savaş yetkisi meşru savunmanın gerektirdiği ölçüde mevcuttur.)
*** Sürekli tarafsız devletler için herhangi bir savaşa katılmamak kural olduğuna göre, bu tür devletler milletlerarası kuruluşların (örneğin B.M. teşkilatı) kararları ile uygulanacak zorlama tedbirlerine de katılamazlar. Bu nedenle İsviçre B.M. teşkilatına üye olamamıştır. Sürekli tarafsız devletler : İsviçre, Belçika, Lüksemburg ve Avusturya.
*** Devletlerin Doğması (Teşekkülü) :
1. Asli Teşekkül : Sahipsiz sayılan bir ülkede ve mevcut bir devletin bünyesini değiştirmeden yeni bir devletin kurulması şeklidir. Liberya Cumhuriyeti ve Bağımsız Kongo Devleti gibi.
2. Fer’i Teşekkül : Bu yolla devletlerin doğuşu, “zaten mevcut bir devletten ayrılma, mevcut bir devletin parçalanması ve mevcut bazı devletlerin biraraya gelip tek bir devlet meydana getirmesi, yani toplanma” . Devletin ayrılma yoluyla doğuşuna Yunanistan, parçalanma yoluyla doğuşuna Avusturya ve Macaristan, toplanma yoluyla doğuşuna ise İtalya ve Almanya örnek olarak gösterilebilir.
*** Devletin, Devletler Hukuku kişiliğini kazanabilmesi için başka devletler tarafından tanınması şart değildir. Tanıma, yeni teşekkül eden devletin milletlerarası topluluğun diğer üyeleri tarafından da bu topluluğun bir üyesi olarak kabul edildiği anlamına gelir.
Tanıma iki şekilde yapılabilir :
1. Sarih Tanıma : Bir hukuki muamele ile yapılır.
2. Zımni Tanıma : Devletlerin yeni kurulan bir devleti açık bir hukuki muamele olmaksızın tanımaları halidir. Örneğin, bir devletin yeni kurulan bir devletle birlikte milletlerarası bir konferansa katılması, yeni devlete karşılıklı olarak diplomatik temsilci göndermesi, yeni devletin gönderdiği konsolosun kabul edilmesi durumlarında zımni tanıma söz konusu olur.
*** Devletin ülkesi üzerinde sahip olduğu yetkiler denildiği zaman, devletin “iç egemenliği”, “ülke egemenliği”, “ülke üzerinde bağımsızlık” veya “mülkiyet hakkı” kavramları hatıra gelir.
*** Sınırları (kara ülkesi sınırları) başlıca doğal ve yapay sınırlar olmak üzere iki çeşittir.
*** Dağların teşkil ettiği sınırlar :
– En yüksek tepeler çizgisi (doruk çizgisi)

Uluslararası örgütler bitirme tezi,
Uluslararası İlişkiler,
Siyaset Bilimi,
Ekonomi,
Hukuk,
Devlet Politikası,
Uluslararası Hukuk,
Uluslararası İşletmecilik
Uluslarası İlişkiler Bitirme Tezi,
– Etek çizgisi
– Su bölümü çizgisi : Doruk çizgisi her zaman su bölümü çizgisi ile aynı olmaz. Bu durumda yağmur sularının iki devlet arasında eşit şekilde paylaşılmasını sağlamak için su bölümü çizgisi sınır çizgisi olarak kabul edilir. Son zamanlarda yapılan sınır antlaşmalarında genellikle bu usulün tercih edildiği izlenmektedir.
*** Akarsuların teşkil ettiği sınırlar :
– Kıyı çizgisi
– Orta çizgisi
– Thalweg : İki devlet ülkesi arasındaki akarsudan, her iki devletin de adil bir biçimde yararlanabilmesi için akarsuyun (özellikle nehirlerde) en derin noktaları birleştirdiği farz edilen çizginin, su yüzeyindeki iz düşümü anlamında kullanılan Thalweg usulü benimsenmiştir.
*** Yapay Sınırlar : geometrik veya geodezik usullere göre tesbit edilir.
– Geodezik (enlem ve boylamlara göre tesbit edilen) sınırlar : A.B.D. ile Kanada, Mısır ile Sudan, Güney ile Kuzey Kore arasındaki sınırlar.
– Geometrik sınırlar ise sınır çizgilerinin geometrik çizgilerle (düz çizgi, eğri veya yarım daire) saptanması ile ortaya çıkarlar : Türkiye – Suriye sınırı
*** Türkiye’nin Kara Sınırları : Bulgaristan ve Yunanistan ile sınırlar 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile, Türkiye – S.S.C.B. sınırı ise 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmalarıyla, Türkiye – İran sınırı 1923 ve 1937 Tahran Antlaşmalarıyla, Türkiye – Irak sınırı 5 Haziran 1926 tarihinde İngiltere ile imzalanan antlaşma ile, Türkiye – Suriye sınırı 20 Ekim 1921’de Türkiye ile Fransa arasında Ankara’da imzalanan Türkiye – Fransa İtilafnamesinde belirtilmiş olup, Hatay’ın Türkiye’ye katılışı üzerine Suriye ile olan sınırda 23 Haziran 1935 tarihinde Ankara’da Fransa ile yapılan antlaşma ile düzeltme yapılmıştır.
*** Türkiye sınırları 9800 kilometre olup, bunu 2600 km.’sini kara sınırları oluşturur. Suriye sınırı “yapay” diğerleri ise “doğal” sınır niteliğindedir. Sınır çizgisi tespiti; dağlarda “su bölümü çizgisi”, akarsularda “Thalweg” esaslarına göredir.
*** Su ülkesini, deniz sahası, akarsular ve göller olmak üzere üçe ayırırız.
*** Deniz ülkesinin kapsamı içinde “İç sular”, “Karasuları” ve “Boğazlar” girer.

*** İç Sular : İç denizler, körfezler, limanlar ve demiryerleri / 1958 Cenevre Sözleşmesine göre, iki kıyısı da aynı devlete ait olan ve genişliği karasuları genişliğinin iki mislini geçmeyen bir boğaz ile açık denize bağlı olan denizlere “İç Deniz” denir. İç denize örnek Azak Denizi gösterilebilir. Marmara Denizi bir Türk iç denizidir. Devletin ülkesine dahil olan iç deniz üzerinde devlet dilediği biçimde hukuki düzenlemeler yapabilir. Deniz ulaştırma rejimini kendisi saptar. Sadece iki açık deniz olan Karadeniz ile Ege Denizi arasında bulunan Marmara Denizi’nin sırf bu özelliğinden dolayı, yabancı gemilerin geçişini tanzim etmek üzere, 1936 tarihli Monteux Antlaşmasıyla geçiş serbestliğini düzenleyen hükümler kabul edilmiştir.
– Körfezler : tanımı 1958 yılında Cenevre’de kabul edilen “Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi”nde yapılmıştır. Buna göre körfezin sahil suları rejimine dahil olabilmesi, yani devlet ülkesinin bir parçasını teşkil edebilmesi için öncelikle, kıyılarının tek bir devletin kara ülkesi ile çevrilmiş olması gerekir. Ayrıca körfezi meydana getiren deniz girintisinin, bu girinti ağzını sınırlandıran doğruyu çap olarak alan bir yarım daireninkine eşit veya ondan daha fazla bir yüz ölçümüne sahip bulunması gerekir. Türkiye’nin körfezlerinden İskenderun, İzmir, Edremit, Saros ve Fethiye Körfezleri İç Sular rejimine taabidir. Antalya Körfezi iç sular rejimine taabi değildir.
– Limanlar ve bunlara bağlı her türlü liman tesisleri üzerinde iç sular rejimi uygulanır. Milletlerarası ticarete açık bir limanın, devlet tarafından kapatılmasını gerektiren sebepler, başlıca sağlık, askeri veya siyasi olabilir.
– Demir Yerleri : genellikle liman açıklarına veya kıyılarına yakın bulunan deniz kısımlarında da iç sular rejimi uygulanır.
*** Karasuları : Açık deniz ile kara ülkesi arasında kalan bir deniz parçasıdır. Karasuları terimi hukuki bir terimdir. Genel kural gereği olarak devletin egemenliği esastır. Bu sebeple devlet, kendi milli güvenliği, ulaştırma emniyeti gümrük ve sağlıkla ilgili tedbirleri alabileceği gibi, karasularından ve deniz kaynaklarından faydalanmayı kendi vatandaşlarına ait bir hak olarak kabul edebilir. Örnek : 19 Nisan 1926 tarihli Kabotaj hakkı.
Karasuları üzerinde devletin egemenliği hakkındaki genel kurala iki istisna vardır :

Uluslararası örgütler bitirme tezi,
Uluslararası İlişkiler,
Siyaset Bilimi,
Ekonomi,
Hukuk,
Devlet Politikası,
Uluslararası Hukuk,
Uluslararası İşletmecilik
Uluslarası İlişkiler Bitirme Tezi,
1. Zararsız geçiş hakkı
2. Yabancı gemiler üzerinde yargı yetkisi
*** Zararsız Geçiş Hakkı : Karasularından zararsız geçiş hakkı, devletlerarası örf ve adet hukukunun yabancı tabiyetinde bulunan gemilere sahildar devletin karasuları düzenine zarar vermeksizin bu karasularda seyretme hususunda tanıdığı haktır.
*** 1958 Cenevre Deniz Hukuku Konferansı’nda kabul edilen “Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi” ne göre karasularından geçişin hangi hallerde zararsız sayılacağı şu şekilde formüle edilmiştir : “Geçiş sahildar devletin sulhüne, düzenine veya güvenliğine zarar vermediği müddetçe zararsızdır.” Karasularından zararsız geçiş hakkından yaralanacak gemiler ticaret gemileridir. Devletler Hukuku Doktrini yabancı balıkçı gemilerinin de sahildar devletin balıkçılıkla ilgili koymuş olduğu yasalara uymaları şartıyla zararsız geçiş hakkından yararlanabilecekleri görüşündedir.
*** Harp gemilerinin zararsız geçiş hakkından yararlanabileceğine dair bir devletler hukuku kuralı mevcut değildir. Ancak uygulamada harp gemileri devletlerin müsamahası ile karasularından geçebilmektedir.
*** 1958 tarihli Cenevre “Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi” :
1. Denizaltılar su yüzünden seyretmek ve bayrak göstermek mecburiyetindedirler.
2. Eğer bir harp gemisi sahildar devletin karasularından geçiş hakkındaki nizamlara uymazsa ve uyması için kendisine yapılan talebi nazarı itibare almazsa, sahildar devlet, harp gemisinin karasularını terk etmesini isteyebilir.
*** Türk hukukunda ise harp gemilerinin Türk karasularından geçişi önceden izin alınması esasına bağlanmıştır. Yabancı Silahlı Kuvvetler önceden ve diplomatik kanaldan izin almak zorundadırlar. Yabancı denizaltılar Türk karasularında bulundukları sürece dalmış olarak seyredemezler. Karasularımıza girecek yabancı harp gemisi sayısını tespit , kalış sürelerini sınırlama hakkı Türk Hükümetine aittir. Özel antlaşmalar ve tatbikatlar hariç yabancı harp gemileri Türk karasuları, iç suları ve limanları ile hava sahasında herhangi bir maksatla manevra ve tatbikat yapamazlar ve top, torpido, G/M ve benzeri silahlarla atış ve eğitim yapmak suretiyle Türk Deniz Sahalarını ihlal edemezler. Yabancı uçak gemileri Türk karasuları içinde bulundukları sürece uçak uçuramazlar ve indiremezler. Yabancı harp gemileri Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, siyasal bağımsızlığını ve güvenliğini tehdit eder nitelikte herhangi bir davranışta bulunamazlar. Türkiye’nin güvenliği veya savunması zararına olacak biçimde araştırma, gözetleme ve bilgi toplama amacına yönelmiş herhangi bir eyleme girişemezler.
Yabancı silahlı kuvvetleri Türk karasuları, iç suları ve limanlarında bulundukları sürece sağlık, maliye ve gümrük konularında yürürlükte bulunan Türk mevzuatına aykırı hareket edemezler ve herhangi bir malı, dövizi veya kişiyi gemilere alamazlar veya gemiden indiremezler.

Uluslararası örgütler bitirme tezi,
Uluslararası İlişkiler,
Siyaset Bilimi,
Ekonomi,
Hukuk,
Devlet Politikası,
Uluslararası Hukuk,
Uluslararası İşletmecilik
Uluslarası İlişkiler Bitirme Tezi,

*** Devletin karasularından geçmekte olan yabancı gemiler ve bu gemilerde bulunan kişiler bakımından yargı yetkisi sınırlı bir niteliktedir. Yargı yetkisini doğuran haller şunlardır:
Ticaret gemileri özel hukuk ile ilgili nedenlerle durdurulamaz ve yolundan çevrilemez. ancak ticaret gemisi, karasularından geçiş sırasında deniz trafiği ile ilgili olarak sahildar devletin koymuş olduğu hukuki kurallara aykırı davranmış ise, sadece bu nedenle sınırlı olmak üzere sahildar devletin yargı yetkisine taabi olurlar. Ceza hukuku bakımından ise yabancı ticaret gemileri :
– Zararsız geçiş hakkını ve buna bağlı fer’i haklar olan durma hakkı ile demirleme haklarına aykırı davranmışlarsa,
– Suçun sonuçları sahildar devlete yansımış ise,
– Suç sahildar devletin sükununu ve asayişini bozacak nitelikte ise,
– Gemi kaptanı veya geminin bayrağını taşıdığı devletin konsolosu tarafından mahalli makamlardan yardım istenmiş ise,
– Uyuşturucu maddelerin kanun dışı ticaretinin önlemek söz konusu ise, sahildar devletin yargı yetkisine tabi olurlar.
*** Harp gemileri ile bu gemilerin içindeki kişiler ise, kural olarak sahildar devletin yargı yetkisi dışında kalırlar.
*** Bugünkü uygulamada devletlerin karasuları genişliği 3 ila 12 deniz mili arasında değişmektedir.
*** A.B.D., Hollanda, İngiltere, Almanya ve Fransa 3 deniz mili (karasuyu) esasını, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve İsrail ise 6 mil esasını uygulamaktadırlar.
*** 1960 yılında II. Cenevre Deniz Hukuku Konferansı toplandı : Yeni sözleşme tasarısı devletlere karasularını 12 mile kadar uzatabilecekleri hükmünü getirmektedir.
*** T.C., 1982 tarihli kanun değişikliği ile karasularının genişliği prensip olarak 6 mil olarak kabul edilmiş, Bakanlar Kurulu’na belli denizler için o denizlerle ilgili bütün özellikleri ve durumları gözönünde bulundurmak ve hakkaniyet ilkesine uygun olmak şartıyla, 6 deniz milinin üstünde karasuları genişliği tespit etme yetkisi tanınmıştır.
*** Bitişik Bölge : Kıyı devletinin belli amaçlar için yetkilerini kullanabileceği ve karasularının ölçülmeye başlandığı hattan belirli bir genişliğe kadar uzanan deniz kesimidir. Yeni sözleşme tasarısı, bitişik bölgeyi kıyı devletinin gümrük, maliye, muhaceret ve sağlık kural ve düzenlemelerinin ülkesinde veya karasularındaki ihlalleri engellemek ve bunları yapanları cezalandırabileceği ve karasularının ölçülmeye başladığı esas hattan 24 mil kadar genişlikte tutulabilen bir bölge olarak belirtmektedir.
*** Ekonomik Bölge : Yeni sözleşme tasarısının ortaya çıkardığı bir kavramdır. Kıyı devletinin deniz yatağı ve deniz yatağının toprak altında, araştırma, kullanma, canlı ve canlı olmayan doğal kaynakların yönetimi ve korunması, enerji üretimi gibi bölgenin ekonomik araştırma ve kullanımı hususundaki faaliyetleri konusunda sahip olduğu egemen haklarını belirten bir kavramdır. Sözleşme tasarısı ekonomik bölgenin karasularının ölçülmeye başlandığı esas hattan 200 mile kadar uzatılabileceğini de hükme bağlamaktadır.
*** Kıt’a Sahanlığı (Continental Shelf) : Coğrafi, jeolojik, oşinografik bir kavramdır. Truman’ın 1945 tarihli bildirisi ile politik bir niteliğe kavuşmuştur. Derin kıyı çizgisi ile genellikle 200 m., bazı yerlerde 500 m. derinliğe vardıktan sonra birdenbire keskin bir yamacın başladığı yer arasında kalan deniz tabanı ve bunun toprak altı Kıt’a Sahanlığını oluşturur.
*** Cenevre Sözleşmesi(1958)’ne göre Kıt’a Sahanlığı iki ölçüyle tanımlanmaktadır :
1. 200 m. derinliğe kadar olan deniz tabanı ve toprak altı
2. Bu derinlikten sonra işletilebilme ölçüsü. Bu sözleşmeye göre devletlerin kıta sahanlığı üzerinde egemenliği kabul edilmekte, ancak sahanlık üzerindeki sular açık deniz sayılmaktadır. Adaların kıta sahanlığı olabileceği kabul edilmektedir.
*** B.M. çerçevesinde sürdürülen 3. Deniz Hukuku Konferansında ağır basan eğilim, kıta sahanlığının dış sınırının karasularından başlayarak 200 mile kadar varan çizgiden oluşması yönündedir.
*** 19 Aralık 1978’de Lahey Adalet Divanı Yunanistan’ın başvurusu üzerine 2 yıllık bir çalışmadan sonra Ege Kıt’a Sahanlığı sorununa “Bakma Yetkisi” olmadığını açıklamıştır.

Uluslararası örgütler bitirme tezi,
Uluslararası İlişkiler,
Siyaset Bilimi,
Ekonomi,
Hukuk,
Devlet Politikası,
Uluslararası Hukuk,
Uluslararası İşletmecilik
Uluslarası İlişkiler Bitirme Tezi,
*** Yeni sözleşme tasarısı, kıta sahanlığının deniz tabanı ile ilgili bir kavram olduğunu ve kıt’a eşiğinin doğal uzantısının dış kenarına kadar kıt’a sahanlığının uzadığını ve dış kenarının belirli bir uzaklığa kadar ulaşmadığı durumlarda kıt’a sahanlığı genişliğinin, karasularının esas ölçülmeye başlandığı hattan 200 mile kadar uzatılabileceğini belirtmekte ve istisnai bazı durumlarda kıt’a sahanlığının 350 mile kadar genişletilebileceğini de hükme bağlamaktadır.
*** Boğazın genişliği, karasularının genişliğinin 2 katından fazla değil ve boğazın her iki tarafındaki kara parçaları aynı devletin ülkesine dahil ise, bu taktirde boğaz bu devlet ülkesine dahil sayılır ve karasuları rejimine taabi olur. Bunun aksi durumda ise, boğaz hakkında açık deniz ve karasuları ile ilgili kurallar gerektiği ölçüde uygulanır. Türk boğazları buna göre Türk ülkesine dahildirler. Buralarda özel bir zararsız geçiş rejimi (Montreux Sözleşmesine göre) uygulanmaktadır.
*** Harp gemileri boğaz geçişlerinden evvel; gideceği yer, gemi tipi, gemi isimleri, adedi, geçiş tarihi, dönüş tarihi bildirilecektir.
*** Montreux Sözleşmesine göre boğazlardan geçiş rejimi ile ilgili başlıca özellikler şunlardır :
1. Ticaret Gemileri : Barış zamanında sancak ve yükleri ne olursa olsun, gece ve gündüz serbestçe boğazlardan geçerler. Savaş zamanında, Türkiye tarafsız ise, ticaret gemileri barış zamanındaki şartlarla geçerler. Türkiye savaşan devlet ise, Türkiye ile savaşan devlete mensup olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir surette yardım etmemek şartıyla Boğazlardan geçiş serbestisinden yararlanırlar. Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehdidi altında hissettiği zaman, ticaret gemileri Boğazlara gündüz girmek ve Türk makamları tarafından gösterilecek yoldan seyretmek şartıyla geçiş serbestisinden yararlanırlar.
2. Harp Gemileri : Barış zamanında harp gemilerinin Boğazlardan geçebilmesi için Türk Hükümetine önceden ve diplomatik yoldan ihbarda bulunması gerekir. Bu ihbarın süresi enaz 8 gündür. Sözleşmede harp gemileri 2 kategoriye ayrılmış ve geçiş serbestisi buna göre düzenlenmiştir :
a. 1. Kategori : Hafif suüstü gemileri, küçük muharebe gemileri ve yardımcı gemilerdir. Sözleşmede belirtilen şartlara uyulması kaydıyla Boğazlardan geçiş serbestisinden istifade ederler.
b. 2. Kategori : Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin denizaltıları Karadeniz’e geçemezler. Boğazlardan geçiş halinde bulunan harp gemilerinin tonajları toplamı 15000 tonu geçmeyecektir. Bu gemilerin (denizaltı haricinde ve Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin 2. kategori gemileri) tonajları toplamı 15000 tonun altında kalsa dahi, Boğazlardan geçiş anında sayıları 9 gemiden fazla olamaz. Bu şekilde Karadeniz’e geçmiş olan gemiler Karadeniz’de 21 günden fazla kalamazlar.
*** Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin denizaltıları ise Boğazlardan geçebileceği gibi, bu devletlere 15000 tonu aşan tonajda harp gemilerini boğazdan geçirmek hakkı tanınmıştır. Ancak bunlar Boğazları birer birer ve refakatlerinde en çok iki torpidobot ile geçerler.
*** Savaş zamanında Türkiye tarafsız ise, savaşan devletlerin harp gemileri Boğazlardan geçemezler. Tarafsız devletlerin harp gemileri ise barış zamanındaki şartlarla Boğazlardan geçerler. Türkiye savaşan veya kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi içinde hisseden devlet ise, harp gemilerinin Boğazlardan geçişi tamamen Türk Hükümetinin kararına kalmıştır.
*** Akarsular :
1. Milli akarsular
2. Milletlerarası akarsular :
a. Dicle, Fırat, Meriç, Arpaçay, Kelkit
b. Asi, Nil, Şattülarap
*** 1815 tarihli Viyana Kongresi (1921 Barselona Sözleşmesi bunları benimsemekte) :
1. Ulaşıma elverişli bir milletlerarası nehre kıyısı olan devletler, bu nehirle ilgili düzenlemeleri birlikte yapacaklardır.
2. Milletlerarası nehirler denize döküldükleri noktaya kadar bütün devletlerin ulaşımına açık olacaktır.
3. Ulaşım düzeni ile ilgili yasalar ve kurallar bütün devletler için aynı biçimde ve ticareti aksatmayacak şekilde uygulanacaktır.
4. Gümrük işleri ve yapılan hizmetler karşılığı alınan paralar dışında herhangi bir vergi, harç veya benzeri bir mali yüküm alınmayacaktır.
*** Akid devletler arası çıkabilecek uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak Milletlerarası Adalet Divanı gösterilmiştir.
*** Özel statüye sahip önemli milletlerarası nehirler : Ren, Tuna, Kongo ve Niger nehirleridir.
*** Almanya, Avusturya ve İsviçre arasındaki Konstanz Gölü ile İsviçre ve Fransa arasındaki Cenevre Gölü taksim edilmiş göller örnek teşkil ederler.
*** Zamanımızda devletlerin ülkeleri üzerindeki hava sahası üzerindeki hem yükseklik itibarıyle sınırsız, hem de nitelik bakımından akdi bazı sınırlamalar dışında kısıntısız bir şekilde egemen olduğu kabul edilmektedir.
*** Devletin hava sahasında egemen olmasının başlıca sonuçları şunlardır :
1. Devlet, milli güvenlik, uçuş emniyeti, gümrük ve sağlık konuları ile ilgili tedbirler alabilir.
2. Devletin ülkesi üzerindeki hava sahasını tamamen veya kısmen diğer devletlerin hava gemilerine kapayabilmesi veya açabilmesi mümkündür.
3. Devletin hava sahasında işlenen suçlar bakımından yargı yetkisi vardır.
4. Devlet ülkesinin iki noktası arasında havadan eşya ve yolcu taşıma (hava kabotajı) hakkını kendi vatandaşlarına tanıyabilir.

Yanıt yok

Bir yanıt yazın

Tez Ödev Talep Formu

Son Faaliyetler
Mayıs 2024
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031